İş uyuşmazlıklarında arabulucuya 106 bin 352 başvuru yapıldı.

 

 

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, “30 Nisan 2018 tarihi itibarıyla iş uyuşmazlıkları sebebiyle arabulucuya 106 bin 352 başvuru yapılmış ve anlaşma sağlanan dosyaların anlaşma sağlanamayan dosyalara oranı yüzde 65 civarında gerçekleşmiştir.” dedi.

Gül, bir otelde ENKA İnşaat organizasyonunda düzenlenen, Türkiye İnşaat Sanayicileri İşveren Sendikası’nın (İNTES) 178. Geleneksel Toplantısı’na katıldı.

Türkiye’nin marka değerini artıran yüz akı projelerin tamamında inşaat sektörü temsilcilerinin katkısı, alın teri, emeği olduğunu belirten Gül, ekonomiye can veren sektörlerin başında inşaat sektörünün geldiğini ve gelişme gösterdiğini söyledi.

Adalet ve ekonominin iç içe geçmiş kavramlar olduğunu vurgulayan Gül, yatırımları ve istihdamı artıran en temel unsurlardan birinin adalet olduğunu belirtti. Bu iki kavramın birbirini tamamladığına dikkati çeken Gül, “Bu nedenle adalet ve kalkınma isminin tercih edilmesi de bir tesadüf değildir. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde esasen ortaya konmaya çalışılan vizyon da budur.” ifadesini kullandı.

Bakan Gül, Türkiye’de 16 yılda ekonomide ve adalette gelişmeler yaşandığına işaret ederek, “Adalette, yargı sisteminde çok önemli mesafeler kat ettik. Elbette eksiklerimiz de var. Ama bunları da hep birlikte çözerek, bundan sonraki aşamada daha fazla adaleti ve ‘Geç gelen adalet adalet değildir’ anlayışıyla yine reformlarını da hep birlikte sürdüreceğiz.” diye konuştu.

“Dünyanın en büyük 250 müteahhitlik şirketinden 46’sı Türk firması”

Ekonomik reformların Türkiye’nin önünü küresel krizlere rağmen açtığını ve ekonominin canlı bir şekilde ayakta kaldığını vurgulayan Gül, şöyle devam etti:

“Bugün dünyanın en büyük 250 müteahhitlik şirketinden 46’sı Türk firmasıdır ve Çin’den sonra Türkiye ikinci sırada yer almaktadır. Bugün, enerji üreticisi ve tüketicisi bölgeler arasında çok önemli bir enerji üssü olan bir ülkeyiz.”

Gül, tüm bu başarının ardında Türkiye’deki siyasi istikrarın olduğunu belirterek, “Önceden istikrar deniyordu ama yoksulluk istikrarı, yolsuzluk istikrarı kazanıyordu. Hayat pahalılığı, işsizlik istikrarı kazanıyordu ama 16 yılda Cumhurbaşkanımızın karizmasından kaynaklı milletimizle olan irtibatından kaynaklı, güçlü bir destekle istikrar sağlandı ama bugün istikrarın kalıcı hale geleceği bir seçime doğru ilerliyoruz.” dedi.

Türkiye’de ilk defa çok partili hayata geçildiği günden bu yana seçim günü, hükümetin kurulacağı bir 24 Haziran’ın yaşanacağını aktaran Gül, şu değerlendirmelerde bulundu:

“24 Haziran’da diğer yapılan bütün seçimlerden farklı bir şey olacak. 24 Haziran akşamı hükümeti, parlamentoyu siz kurmuş olacaksınız. Pazartesi günü ofisinize gittiğinizde ‘acaba koalisyon görüşmeleri nasıl olacak? Kurulabilecek mi? Kurulsa kaç ay devam edecek? diye aklınızda böyle bir soru kalmayacak. Çünkü pazar günü 24 Haziran’da sizlerin vereceği oylarla hükümet kurulmuş olacak. Bu Türkiye’nin hem ekonomisi hem hukuki geleceği bakımından çok önemli bir reformdur. Bunu hep beraber göreceğiz.”

Bu anlamda istikrarı kalıcı hale getirecek olan bir sistemi Türk demokrasisinin kazanmış olacağına değinen Gül, şu görüşlere yer verdi:

“Bu hükümetin bir üyesi olarak, AK Parti’nin bir mensubu olarak söylüyorum; eğer mesele bir AK Parti, bir kişilerin ikbali meselesi olsaydı 1,5 yıldan fazla cumhurbaşkanlığı süresi olan Cumhurbaşkanımız ya da yüzde 50 oyla tek başına yine iktidar olan AK Parti böyle bir tercihe yol açmazdı. Ama buradaki temel hedefimiz istikrar, kişilerin karizmasından kaynaklı olarak, konjonktürel, geçici o ülkenin talihine göre şekillenecek bir olgu olmaktan kurumsal bir istikrar haline gelsin diye yapılan çok önemli bir reformdur. Artık sandıktan her zaman istikrar çıkacak. Peki ne olacak? Sandıktan yüzde 50+1 oy alan kişi hükümeti kurup, ülkeyi yönetecek. Bu da konsensus, toplumsal uzlaşı demektir. Yüzde 50+1 almak için seçim dilinizi, propagandanızı ve bütün kampanyanızı milletin dediğiyle uzlaştırmak, öyle iş yapmak zorundasınız.”

Bakan Gül, muhtıralar, parti kapatmaları ve darbe girişimlerinde Türkiye’nin milyar dolarlarının heba olduğunu, iş adamının cebindeki bir gecedeki paranın pula döndüğünü anımsattı.

Refahı toplumsal tabana yayılacağı ekonomi yönetimiyle, dezavantajlı grupları gözeten sosyal politikalarla, çalışma ortamını daha pozitif ve barış içinde yapan politikaları ortaya koyduklarına değinen Gül, bütün vatandaşlar için fırsat eşitliğinin sağlanması, kamu hizmetlerinin erişilebilir olması ve hukuk güvenliğini esas aldıklarını söyledi.

Hükümetin takip ettiği istikrar için büyüme hedefinin üç önemli boyutu olduğuna işaret eden Gül, bunların “Siyasi istikrarın korunması, ekonomi alanındaki kurumların yapısal istikrarı ve hukuk istikrarının sağlanması” olduğunu aktardı.

Son iki yıl içinde üç önemli reformun yasal çerçevesini çizip uygulamaya başladıklarını belirten Gül, bunlardan birincisinin yatırım ortamının iyileştirilmesi amacıyla geçtiğimiz şubat ayında kanunlaştırdıkları paket olduğunu anlattı.

Bakan Gül, başta İcra İflas Kanunu olmak üzere 12 kanunda bir dizi yenilik ve düzenlemeyi hayata geçirdiklerini belirterek, bu konuda yapılan çalışmaları anımsattı.

“Elektronik tebligat”

Elektronik tebligat uygulamasını da getirdiklerini belirten Gül, böylece artık ilkel ve çağdaş olmayan tebligat usullerinden de vazgeçileceğini bildirdi.

Cep telefonu, mail ve iletişim adreslerine tebligat yapılarak, yasal sürenin başlayacağı, daha az emek ve masrafla yargının hızlanacağı bir usulü getirdiklerini vurgulayan Gül, şu ifadeleri kullandı:

“Böylece 2017 verileri esas alındığında mahkemelerin 40 milyonluk tebligatın 28 milyonunun elektronik yolla yapılacağını öngörüyoruz. Toplamda da 75 milyon tebligatın 52 milyonunun elektronik tebligatla yapılmasını öngören bir düzenleme. Bu konuyla ilgili de her türlü çalışmayı yaptık ve en kısa zamanda da yine uygulaması ortaaya çıkacaktır.”

“Ticari davaların arabuluculuk yoluyla çözülmesini planlıyoruz”

Bakan Gül, İş uyuşmazlıklarında arabuluculuk kanununun düzenlenip, yürürlüğe girdiğini anımsatarak, toplumsal barış ve uzlaşmada tarafların anlaşmasının önemine değindi.

Bu uygulamanın başarıyla yürütüldüğünü vurgulayan Gül, “Bu arabuluculuk meselesini biz de bakanlık olarak bir pilot uygulama olarak izliyoruz. Buradaki başarılı sonuçları dikkate alarak farklı konularda da uyuşmazlıkların alternatif yolla çözülmesine yönelik çalışmamızı yapacağız. Ticari davaların yine arabuluculuk yoluyla çözülmesini planlıyoruz. Ama bunu iş hukukundaki, iş uyuşmazlığındaki uygulamalar nasıl, onu bir test ederek, laboratuvar gibi, uygulamadaki aksaklıkları da dikkate alarak genişletmeyi planladık.” dedi.

Gül, arabuluculuk uygulamasına desteklerinden dolayı iş adamlarına teşekkür ederek, “30 Nisan 2018 tarihi itibarıyla iş uyuşmazlıkları sebebiyle arabulucuya 106 bin 352 başvuru yapılmış ve anlaşma sağlanan dosyaların anlaşma sağlanamayan dosyalara oranı yüzde 65 civarında gerçekleşmiştir.” ifadesini kullandı.

Dava yoluna başvurulduğunda ise yıllar süren yargılama süreçlerinin birkaç gün gibi kısa zaman içinde çözüme kavuştuğuna dikkati çeken Gül, “2017 yılının ilk dört ayında iş mahkemelerine açılan toplam dava sayısı 98 bin, 2018 yılının aynı döneminde bu sayı 15 bin 886. Yani yaklaşık 100 bin dava açılmış bu sene aynı dönemde 15 bin dava açılmış.” diye konuştu.

Gül, yüzde 85 oranında bir azalmanın söz konusu olduğunu belirterek, İNTES bünyesinde Türkiye Arabuluculuk Merkezi açılmasını da önemsediklerini bildirdi.

“Önümüzdeki dönemde cezada da uzlaşma kurumunu yaygınlaştıracağız.” diyen Gül, ceza davalarında vatandaşın mağdur edilmemesini sağlayacaklarını ifade etti.

“Bugün yargı normalleşiyor”

Adaletin herkesin koruması, kollaması gereken en kutsal kavram olduğuna vurgu yapan Gül, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Vesayetçi, ideolojik, cemaatsel, grupsal birtakım kisveler altında özellikle FETÖ örgütlenmesiyle o kutsal adalet kavramının nasıl yerlerde sürüklendiğini hepimiz gördük. Bugün yargı normalleşiyor. Adalet kendi içerisinde bütün vatandaşlarımıza hak edene hak ettiğini güçlü bir şekilde verme mecrasına giriyor. Çünkü yargı içerisinde, ‘benim örgütüme himmet vermeyen iş adamına’ vergi mahkemesiyle ya da savcı kolluk marifetiyle bir sopa gibi kullanma aygıtı dönemi sona ermiştir.”

Bakan Gül, bir yargılamada bu mücadeleyi yaparken hiçbir vatandaş ve tüzel kişinin rencide edilmemesini ve lekelenmemesini de temel bir ilke olarak benimsediklerini belirtti.

Bilirkişilik Kanununa da değinen Gül, ocak ayından itibaren bilirkişilerin eğitime tabi tutularak disipline edildiğini, daha kaliteli ve daha objektif bir bilirkişi sistemine geçildiğini anlattı.

Amaçlarının hukukun kolaylaştırıcı imkanlarını harekete geçirmek, vatandaşın ve toplumun, iş dünyası ve yatırımcının beklentilerine cevap vermek olduğunu aktaran Gül, 24 Haziran’da bu düzenlemelerle bir seçime gidileceğini kaydetti.

Gül, Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin Türkiye’nin prangalarından kurtulduğu, güçlü parlamento, güçlü hükümet ve güçlü Türkiye demek olduğunu belirterek, 24 Haziran demokrasi şöleninin şimdiden hayırlı olması temennisinde bulundu.

“Türk işçi ve mühendis sayımız giderek azalmaktadır”

İNTES Yönetim Kurulu Başkanı Celal Koloğlu da sürdürülebilir büyümenin en önemli unsurunun istikrar olduğuna işaret ederek, 24 Haziran’da yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimleriyle belirsizlik ortamının yerini istikrar ortamına bırakacağını belirtti.

Yurt dışı müteahhitlik hizmetlerinde yaşanan uyuşmazlık sorunlarına işaret eden Koloğlu, iş verenler olarak, yurt dışında Türk işçi ve mühendislerle çalışmak istediklerini aktardı.

Koloğlu, şunları kaydetti:

“Üzülerek belirtmekteyim ki yurt dışında çalışan Türk işçi ve mühendis sayımız giderek azalmaktadır. İnşaat sektörü olarak 2002 yılında yurt dışında yaklaşık 4 milyar dolar iş üstlenirken yaklaşık 27 bin Türk işçi istihdam ediyorduk. Bilahare 2014-2015 yıllarında üstlenilen yıllık projeler yaklaşık 30 milyar dolara ulaşmıştır. İş yaptığımız Libya, Suriye, Irak ve benzeri ülkelerdeki sorunlara rağmen bugün 15-16 milyar dolarlık iş hacmi vardır. Ancak Aralık 2017 istatistiklerine göre istihdam edilen Türk işçi sayısı 19 bin 834 seviyesindedir. Aradan geçen süre zarfında üstenilen proje miktarında artış olurken, istihdam oranında ciddi bir düşüş yaşanmaktadır.”

ENKA İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Sinan Tara ise yurt dışı müteahhitlik hizmetlerinde hukukun önemini dile getirdi.

Konuşmaların ardından İNTES Başkanı Koloğlu, Bakan Gül’e adına diktikleri fidanın sertifikasını takdim etti.

Kaynak : AA

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir