Danıştay verdiği 2 karar ile katliamların altına imza attı

 

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, Mersin’de temeli atılan Akkuyu Nükleer Santralı’na ilişkin verilen “ÇED olumlu” kararının iptali talebini reddederken başkentin tarihi Saraçoğlu Mahallesi’ni ranta açtı.

 

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, iki önemli karara imza atarak tarih ve çevre katliamlarına onay verdi. Mersin’in Gülnar ilçesinde temeli atılan Akkuyu Nükleer Güç Santrali’ne ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı verdiği “ ÇED olumlu” raporu ile bunun dayanağı olan yönetmeliğin iptali istemiyle açılan davayı reddeden İdari Dava Daireleri Kurulu, kararında çevrenin projeden olumsuz etkilenmeyeceğini, bu nedenle hukuka aykırılık olmadığını öne sürdü. Kurul, 1940’larda Saraçoğlu Mahallesi’ne yapılan taşınmazların Emlak Konut’a devredilerek ranta açılmasına ilişkin Bakanlar

Kurulu kararını iptal eden Danıştay 10. Dairesi’nin kararını bozarak, projenin yapılmasına onay verdi.

Sivil toplum örgütleri ve uzmanlar tarafından Türkiye’yi çevre felaketine sürüklemesinden endişe edilen Akkuyu Nükleer Güç Santrali’ne ilişkin yargıdan kötü haber geldi. Mersin’in Gülnar ilçesi, Büyükeceli Beldesi’nde temeli atılan “Akkuyu Nükleer Güç Santrali (Nükleer Güç Santrali, Radyoaktif Atık Depolama Tesisi, Rıhtım, Deniz Dolgu Alanı ve Yaşam Merkezi)” projesi hakkında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın “ ÇED Olumlu” kararı ile bunun dayanağı olan 25 Kasım 2014 tarihli Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin Geçici 1. maddesindeki “Bu Yönetmeliğin lehte olan hükümleri ve/veya” ibaresinin iptali istemiyle dava açılmıştı. Danıştay 14. Daire, 23 Kasım 2017 tarihinde TBB, TMMOB ve TTB’nin açtığı davayı reddetmişti. Bunun üzerine meslek örgütleri, kararı bir üst mahkemeye taşıdı.

 

Danıştay ‘çevre felaketini’ görmedi

Danıştay ’ın en üst karar organı olan İdari Dava Daireleri Kurulu, 20 Haziran’da verdiği kararla temyiz talebini reddetti. Danıştay 14. Dairesi’nin verdiği kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilen kararda, 14. Daire’nin kararının onanmasına hükmedildi. Kurul, “ ÇED Olumlu” kararının iptali talebini ise oyçokluğu ile kesin olarak reddetti.

 

Daire’nin gerekçelerini anımsattı 

İdari Dava Daireleri Kurulu, kararında 14. Daire’nin gerekçelerine yer verdi. “ ÇEDOlumlu” kararının iptali istemi yönünden iptal istemini reddeden 14. Daire, buna ilişkin gerekçesinde; ÇED raporunda, gerçekleştirilmesi planlanan projenin, çevreye olabilecek olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerinin önlenmesi ve çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için ilgili mevzuat ile bilimsel esaslar uyarınca gereken tedbirlere yer verildiği ve söz konusu raporda belirlenen eksikliklerin çevrenin korunması yönünden olumsuz etkilerinin olmayacağı hususlarının bilirkişi raporu ile ortaya konulması karşısında “ ÇED Olumlu” kararında hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürüldü.

 

5 üye UYARDI

13 üyeli İdari Dava Daireleri Kurulu’nun başkanı dahil 5 üyesi “ ÇED olumlu” yönünden karara muhalefet etti. Muhalefet şerhinde, arasında Türk Tabipleri Birliği Halk Sağlığı Kolu Akkuyu Nükleer Güç Santrali Projesi ÇED Raporu Değerlendirmesi’nin bulunduğu 4 uzman görüşüne yer verildi. Muhalif üyeler, TTB’nin rapordaki şu tespitleri sıraladı:

– ÇED Raporunda bölgedeki hastalıklar başlığında sadece kanser verilerinin kullanıldığı, bu veriler dışında bağışıklık bozukluğu hastalıkları, mide ülseri ve mide zarı atrofisi, tiroit, meme, kan yapıcı organ ve diğer organ kanser ve tümörleri, hipotroidi, düşük doğum ağırlıklı bebek sayısı, prematüre bebek doğumu sayısı, şeker hastalığı, verem gibi süreğen enfeksiyon ve bağışıklık bozukluğu hastalıkları verilerinin raporda değerlendirilmediği.

– ÇED Raporunda radyasyonun kansere etkisine yönelik hiçbir bilgi bulunmadığı,

– ÇED raporunda bireysel radyasyon dozları ve iyonlaştırıcı ışınım kaynaklarının çeşitlerinden kaynaklanan doz ölçümlerine yönelik parametrelerin gerekli değerlendirmeye yetecek veri sunmadığı

– Projenin Mersin’in önemli gelir kaynaklarından olan balık yetiştiriciliği ve deniz balıkçılığına etkilerinin, ÇED raporunda sistematik olarak ortaya konulmadığı,

– Bölgedeki kuyulardan içme ve kullanma suyu ve sulama suyu elde eden yerleşim yerlerinin, tesisin yapım ve işletim sürecinde nasıl etkileneceğinin ÇED raporunda değerlendirilmediği.

 

Devlet garantili santral

Akkuyu Nükleer Santrali projesi, Türkiye ile Rusya arasında 2010’da imzalanan anlaşma ile başlamıştı. Bu kapsamda Aralık 2010 yılında Ankara’da, santralin tasarımı, yapımı, bakımı, işletmesi ve devreden çıkarma yükümlülüklerini üstlenen, Akkuyu Nükleer A.Ş. Proje Şirketi kuruldu. Proje, yüzde 100 olarak Rusya tarafından finanse edilecek. Anlaşma uyarınca hisselerin en az yüzde 51’i Rus şirketlerine ait olacak, yüzde 49’a varan hisseler dış yatırımcılara satılabilecek. Rusya devlet kuruluşu olan Rosatom tarafından yapılacak Akkuyu Nükleer Güç Santrali’nin temel atma töreni 3 Nisan 2018 tarihinde yapıldı. İlk güç ünitesinin 2023 yılında devreye alınması planlanıyor. Santralle, Türkiye’nin elektrik ihtiyacının yüzde 10’unu karşılaması hedefleniyor. Türkiye, Akkuyu Nükleer Santrali’nin 1. ve 2. ünitelerinde üretilecek elektriğin yüzde 70’ine, 3. ve 4. ünitelerinde üretilecek elektriğin yüzde 30’una satın alma garantisi verdi. Bu satın alma garantisi 15 yıl için olacak.

 

Tarihi Saraçoğlu’nu ranta açmaya onay

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, tarihi Saraçoğlu Mahallesi’ni ranta açan iki ayrı Bakanlar Kurulu kararını da hukuka aykırı bulmadı. Buna göre Bakanlar Kurulu, 2014 tarihinde aldığı kararla Namık Kemal ve Yenişehir mahallelerinde bulunan mülkiyetleri Hazineye ait olan taşınmazların restore edilerek ekonomiye kazandırılması amacıyla taşınmazların, çeşitli kamu kurumlarına ait olan tahsislerinin kaldırılmasına karar verdi. Bakanlar Kurulu 2017’de bu taşınmazların, Emlak Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. ile gayrimenkul satış vaadi ve arsa payı karşılığında hasılat paylaşımı esasına göre inşaat sözleşmesi yapılmak suretiyle değerlendirilmesine ilişkin bir karar daha aldı. Bu kararların iptali istemiyle Mimarlar Odası Ankara Şubesi dava açtı. Dava dilekçesinde, kültürel kimlik ve kültürel miras niteliğinde olan bu alanın özelleştirme tehdidi altında olduğu, “ekonomiye kazandırma amacı”nın alanın kamusallığını yitirmesine neden olacağı, dava konusu Bakanlar Kurulu kararının amacının, alanın üçüncü kişilere satışı olduğu, oysa bu alanın üçüncü kişilerin eline bırakılamayacak nitelikte önemli ve değerli olduğu, alanın ticarileşmesine, kamusallığını yitirmesine, kentlilerin kullanımına sunulmamasına neden olacağı, bu nedenlerle dava konusu işlemde kamu yararı bulunmadığı vurgulandı.

 

Daire yürütmeyi durdurdu, projeyi iptal etti

Danıştay 10. Dairesi, 1970’lı yıllarda inşaa edilen “taşınmazların üzerindeki yapıların her biri ayrı ayrı ve bir bütün olarak korunmak üzere ve ağaçlar da anıt ağaç ilan edilerek Saraçoğlu Mahallesinin olduğu gibi” korunmasına karar verildiği, taşınmazların 1. derece Kentsel Sit konusu olduğuna dikkat çekerek, Bakanlar Kurulu’nun tahsisleri kaldırma kararının yürütmesini durdurdu. Daire, taşınmazların Emlak Konut’a devredilmesinin ise iptaline hükmetti. Her iki karar, Başbakanlık tarafından temyiz edildi.

 

Kurul, kararı bozdu, talanı onayladı

Dosyayı görüşen Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 10. Daire’nin her iki kararını bozarak, Saraçoğlu Mahallesi’ni talan edecek projeyi onayladı. Yürütmenin durdurulması kararını koşulları oluşmadığı gerekçesiyle kaldıran Kurul, taşınmazların Emlak Konut Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş. ile gayrimenkul satış vaadi ve arsa payı karşılığında hasılat paylaşımı esasına göre inşaat sözleşmesi yapılmak suretiyle değerlendirilmesine yönelik olarak tesis edilen dava konusu Bakanlar Kurulu Kararında hukuka aykırılık bulunmadığını öne sürdü.

Taşınmazlara ilişkin tahsislerin kaldırılmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararını da hukuka uygun bulan Danıştay, alanda yapılması öngörülen uygulamalara yönelik olarak 2863 sayılı Kanun çerçevesinde koruma kurullarınca gereken izinlerin alındığı, söz konusu uygulamaların ilgili koruma kurullarınca uygun bulunduğu belirtildi. Kararda, “Bu itibarla, Ankara İli, Çankaya İlçesi, Namık Kemal ve Yenişehir mahallelerinde bulunan taşınmazların; tapu kütüklerinde yer alan şerh, beyan ve belirtmelere uyulmak, tarihi ve kültürel mirası ile kentsel sit niteliği ve bölgenin özgün yapısı korunmak kaydıyla, aslına uygun bir şekilde ve ilgili mevzuatı uyarınca restore edilmek şartıyla 4706 sayılı Kanunun verdiği yetki kapsamında tahsislerinin kaldırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir” denildi.

Kaynak:Cumhuriyet

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir