Danıştay, şeker fabrikaları için gerekçeli kararını açıkladı

 

Danıştay 13. Dairesinin, 14 şeker fabrikasının özelleştirmesine ilişkin “ihale oluru” kararının yürütmesinin durdurulması isteminin reddedine ilişkin aldığı kararının gerekçesi yazıldı. Gerekçeden:  “Özelleştirmeye olanak sağlayacak hukuki alt yapının hazırlanmasının 4634 sayılı Şeker Kanunu’nun genel gerekçesinde ilke olarak benimsendiği dikkate alındığında kanunla düzenleme altına alınan şeker rejiminin bir unsuru olan şeker fabrikalarının özelleştirilmesini teminen ihaleye çıkarılmasına ilişkin işlemde kanunun lafzına ve ruhuna aykırılık bulunmamaktadır”

 

Danıştay 13. Dairesinin, Türkiye Şeker Fabrikaları AŞ (Türkşeker) bünyesinde 14 şeker fabrikasının özelleştirmesine ilişkin “ihale oluru” kararının yürütmesinin durdurulması isteminin reddedine ilişkin kararının gerekçesi yazıldı.

Şeker-İş Sendikası, Özelleştirme İdaresi Başkanlığının (ÖİB) 14 şeker fabrikasının satışına ilişkin ihale oluru kararının iptali ve yürütmesinin durdurulması istemiyle Danıştay’da dava açmıştı.

Davayla ilgili ilk incelemesini yapan Danıştay 13. Dairesi, 2’ye karşı 3 üyenin oy çokluğuyla kararın yürütmesinin durdurulması istemini reddetti.

Kararın gerekçesinde, 4046 sayılı Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun’da özelleştirme uygulamalarına ilişkin esas ve usullerin kurala bağlandığı, 4634 sayılı Şeker Kanunu’nda da Türkiye’deki şeker rejiminin şeker üretimindeki usul ve esasları ile fiyatlandırma, pazarlama şart ve yöntemlerinin düzenlendiği belirtildi.

4634 sayılı Kanun’un genel gerekçesinde şeker üretiminde istikrarın sağlanması, korunması, sektörün iç piyasada rekabet kurallarına göre yönlendirilmesi, özelleştirmeye olanak sağlayacak hukuki alt yapının hazırlanması gibi düzenlemelerin yer aldığı anlatılan gerekçede, Kanun’da ayrıca üretimin garanti altına alınarak istikrarın korunması ve Avrupa Birliği şeker rejimine uyum sağlanması amacıyla şeker üretim ve pazarında kota sisteminin uygun görüldüğü, bu amaçla da kota kavramına yer verildiği kaydedildi.

Gerekçede, 2002’de çıkarılan ham madde ve şeker fiyatları yönetmeliğinde de pancar şekerine ilişkin düzenlemelerin yer aldığı hatırlatıldı.

Mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde Türkiye’de şeker üretiminin kota sistemiyle düzenleme altına alındığı, özelleştirilen şeker fabrikalarına ilişkin düzenlemelerle de özelleştirme sözleşmelerinde yer alan üretim taahhüdünden itibaren 5 yıl boyunca her pazarlama yılına ilişkin tahsis edilen kotaların yüzde 90’ının altında arz sağlamaları halinde ilgili pazarlama yılı kotasının yüzde 90’ı ile arz arasındaki fark kadar kota haklarının Türkşeker’e aktarılacağının öngörüldüğü belirtildi.

Gerekçede, bu düzenlemelerde ayrıca şeker fabrikalarının her biri için pancar ekim alanları belirlendiğinden ve fabrikaların pancarı belirlenen ekim alanlarından temin edecekleri de dikkate alındığında şeker üretimine bağlı pancar ekimi ve üretiminin de devam edeceğinin görüleceği kaydedildi.

Şeker Kanunu’nun genel gerekçesinde özelleştirmeye olanak sağlanayacak hukuki alt yapının hazırlanmasının ilke olarak benimsendiğine yer verilen gerekçede, kanunla düzenleme altına alınan şeker sektörünün bir unsuru olan şeker fabrikalarının özelleştirilmesine ilişkin kanuni bir engel bulunmadığı, bilakis özelleştirmenin kanun koyucu tarafından hedeflendiğinin açık olduğu vurgulandı.

Gerekçede, ilgili ihale şartnamelerinde alıcının 2023 yılına kadar 5 dönemlik pazarlama yılı için asgari kotasını karşılayacak miktarda pancar üretmesi veya ürettirmesinin, kotadan aşağı olmayacak miktarda üretim yapmasının hüküm altına alındığı ve alıcılardan 25 milyon lira tutarında teminat mektubu alınacağının öngörüldüğü anlatıldı.

Gerekçede ayrıca, şartnamelerde bir dönemde yüzde 90’ın altında üretim yapılması halinde alıcının aradaki farkı Türkşeker’e bedelsiz devredeceğinin de hüküm altına alındığına yer verildi.

Özelleştirme Yüksek Kurulunun 20 Aralık 2000 tarihli kararıyla Türkşeker’in özelleştirme kapsamına alındığı anlatılan gerekçede, 2007’de Türkşeker’deki kamu hisselerinin özelleştirme programına alınmasının, 2008’de Türkşeker’e ait fabrikaların diğer taşınmazlar ile varlıklarının satış yöntemiyle özelleştirilmesinin, bu yıl da Bor, Çorum, Kırşehir, Yozgat, Erzincan, Erzurum, Ilgın, Kastamonu, Turhal, Afyonkarahisar, Alpullu, Burdur, Elbistan ve Muş olmak üzere 14 şeker fabrikasının satış yöntemiyle ayrı ayrı özelleştirilmesini teminen ihaleye çıkarılmasının kararlaştırıldığı belirtildi.

Gerekçede, “Özelleştirmeye olanak sağlayacak hukuki alt yapının hazırlanmasının 4634 sayılı Şeker Kanunu’nun genel gerekçesinde ilke olarak benimsendiği dikkate alındığında kanunla düzenleme altına alınan şeker rejiminin bir unsuru olan şeker fabrikalarının özelleştirilmesini teminen ihaleye çıkarılmasına ilişkin işlemde kanunun lafzına ve ruhuna aykırılık bulunmamaktadır.” ifadeleri yer aldı.

Fabrikalara ait ihale şartnamelerinde Kanun’un amacına uygun olarak her fabrika için üretimi garanti altına alacak kota miktarına ilişkin düzenlemelere yer verildiği belirtilen gerekçede, ayrıca üretim taahhüdünün eksik veya hiç yerine getirilmemesine ilişkin her bir fabrika için ayrı ayrı belirlenen tutarlarda teminat alınmasının öngörüldüğü kaydedildi.

Şartnamelerde ayrıca fabrikaların tahsis edilen kota miktarının yüzde 90’ından daha düşük miktarda üretim yapması halinde kota miktarının Türkşeker’e devrine yönelik şeker üretimini koruyucu düzenlemelere yer verildiği anlatılan gerekçede, şu değerlendirmeye yer verildi:

“Öte yandan pancar üreticilerinin korunmasına yönelik üreticilerin talebi halinde alıcıların pancar üretim sözleşmelerini yenileyeceği, bu yükümlülüğe ilişkin yine her fabrika için ayrı ayrı belirlenen tutarlarda teminat alınmasına ilişkin düzenlemelere yer verildiği anlaşıldığından kurulun kararında 4046 sayılı Kanun’da yer alan usul ve ekonomide verimlilik artışı, kamu giderlerinde azalma sağlama amacına uygun olarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.”

Karşı oy gerekçesi 

Dairenin çoğunluk görüşüne katılmayan 2 üyesi, Şeker Kanunu’nun genel gerekçesinde şeker fabrikalarının tam kapasiteyle üretim yapmaları ve rasyonel çalışmalarının sadece ekonomik yönden değil, sosyal yönden de geçimlerini pancar tarımına bağlamış üreticiler için büyük önem taşıdığının vurgulandığını belirtti.

İki üyenin karşı oy gerekçesinde, ihale şartnamesinde üreticiler için 5 yıllık alım taahhüdünün yer aldığı, bunun 5 yıllık süreden sonra sektörün geleceğini ciddi biçimde etkileyecek sayıda işletmenin pancar alımına son vermelerine karşı herhangi bir önlem içermediği ifade edildi.

Bu nedenle 5 yıllık alım taahhüdü koşulunun tek başına Şeker Kanunu’nun amaçladığı gibi şeker üretimideki sürekliliği sağlayamacağı savunulan karşı oy gerekçesinde, alıcıdan istenen teminatın da üretim faaliyeti açısından yeterli hukuki güvenceyi sağlayamadığı öne sürüldü.

Karşı oy gerekçesinde, “Fabrikaların özelleştirilmesi amacıyla hazırlanan ihale şartnamesi, Şeker Kanunu’ndaki şeker üretiminde sürekliliği ve şeker pancarı üreticisini korumayı hedefleyen temel amaçlarla bağdaşmamakta, hukuka ve kamu yararına aykırı bulunmaktadır.” denildi.

Kaynak: AA

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir