Sayıştay Temyiz Kurulu, belediyelerin sözleşmeli personel istihdam edebilmesine olanak sağlayan mevzuat hükümlerine uyulmadan düzenlenen bir sözleşmeyle istihdam edilen ve yetkilendirilen avukata yapılan ödemenin kamu zararı olduğuna hükmeden daire kararını onadı.
Daire kararında hangi bulgu yer almaktaydı
Belediyenin ilgili Avukatı 5393 sayılı Kanunun 49 uncu maddesi çerçevesinde tam zamanlı yıllık sözleşmeli veya kısmi zamanlı çalıştırması mümkün iken, Ek İlamda detaylarına yer verildiği üzere söz konusu Avukat Belediye Başkanı ile Avukat arasında “Avukatlık Sözleşmesi” adı altında bir sözleşme düzenlenerek Belediye’de yılın tamamında fiilen Avukat olarak çalıştırılmıştır.
Yöneticilikte yaptırılmış
Ek İlamda özellikle vurgulandığı üzere; ilgilin sözleşme ile Belediyenin sözleşmeli avukatlarının yaptığı işleri tevzi etme, koordinasyon sağlama, inceleme yapma, Başkana rapor sunma ve benzeri görevler için yetkilendirilip, aynı zamanda kamu görevlisi olarak çalışan diğer avukatların üzerinde yönetici sıfatıyla çalıştırıldığı ve yukarıda vurgulandığı üzere doğrudan kamu görevlisi olan kişiler tarafından icra edilebilecek gerçekleştirme görevliliğini dahi yapmıştır. Tüm bunlar karşısında, ihale mevzuatına göre yapılmış bir hizmet alımı söz konusu olmadığı halde, ilgiliden danışmanlık hizmeti alındığını ileri sürüp, diğer taraftan da sözleşmeli avukat olarak çalıştırıldı ise avukatlık vekalet ücreti de ödenmesi gerekirdi gerekçesiyle hükmün bozulması, kendi içinde çelişkili ve mevzuata aykırıdır.
Sayıştay Kararı
Kamu İdaresi: Belediyeler ve Bağlı İdareler
Yılı: 2018
Daire: 3
Dosya No: 54448
Tutanak No: 59148
Tutanak Tarihi: 01.04.2026
KARAR
Konu: Mevzuat Hükümlerine Uyulmadan Sözleşmeli Avukat İstihdam Edilmesi
312 sayılı Ek İlamın 1’inci maddesiyle; . Belediyesince, belediyelerin sözleşmeli personel istihdam edebilmesine olanak sağlayan mevzuat hükümlerine uyulmadan düzenlenen bir sözleşmeyle istihdam edilen ve yetkilendirilen Avukat .’e yapılan ödeme sonucu kamu zararına sebebiyet verildiği gerekçesiyle . TL’nin tazminine hükmedilmiş, bu hüküm 19.03.2025 tarihli ve 57840, 57841, 57842 ve 57843 tutanak sayılı Temyiz Kurulu Kararlarıyla tasdik edilmiştir.
DÜZELTME DİLEKÇESİ
Başsavcılığın ilamın düzeltilmesi talebine ilişkin dilekçesinde özetle;
Temyiz Kurulunun 19.03.2025 tarihli ve 57841 tutanak, 41976 ilam sayılı Temyiz Kurulu Kararında, .’in temyiz dilekçesine Başsavcılığın vermiş olduğu mütalaa yerine başka sorumlunun dilekçesine verilen mütalaaya yer verildiği,
Balıkesir . Belediyesinin 2018 yılı Hesabının 3’üncü Dairede yargılanması sonucunda düzenlenen 312 sayılı Ek İlam hakkında (Temyiz Kurulu dahil ilamlarda gerçekleştirme görevlisi olarak yer alan) Avukat . tarafından yapılan temyiz başvurusu üzerine, Başsavcılığın 12.09.2024 tarih ve 24041929 sayılı yazısı ile;
“Balıkesir . Belediyesinin 2018 yılı hesabının 3 üncü Dairede yargılanması sonucunda düzenlenen 18.7.2024 tarih ve 312 sayılı Ek İlamı (Temyiz Kurulu dahil ilamlarda gerçekleştirme görevlisi olarak yer alan) Avukat . tarafından temyiz edilmiştir.
Konuya ilişkin 16.07.2020 tarihli ve 108 sayılı İlamın 3’üncü maddesinde; belediyelerin sözleşmeli personel istihdam edebilmesine olanak sağlayan mevzuat hükümlerine uyulmadan düzenlenen bir sözleşmeyle istihdam edilen ve yetkilendirilen Avukat .’e, sözleşmeli olarak çalıştırılan bir avukata ödenebilecek sözleşme tavan ücretinin üzerinde ödenen tutarlar kamu zararı olarak hesaplanıp tazminine hükmedilmişti. Söz konusu hükmün Temyiz Kurulunca bozulması üzerine, Daire aynı gerekçeyle Kararında direnerek çoğunlukla tazmin hükmünün devamına hükmetmiştir
Avukat . bu defa, esas itibariyle Temyiz Kurulu’nun ilgili Sözleşmeli Avukat olarak istihdam edilmemiştir. Sözleşmeli avukat olarak istihdam edilmiş olsaydı, 5393 sayılı Kanunun 82 inci maddesine göre kendisine avukatlık vekalet ücreti ödenmesi gerekirdi. Ancak, Avukata böyle bir ödemenin yapılmadığı gerekçesine dayanarak temyiz talebinde bulunmuştur.
Öncelikle belirtmek gerekirse ilgili ilk Yargı Raporundan başlayarak en son Temyiz Kurulu İlamında da gerçekleştirme görevlisi olarak muhatap alınmıştır. Temyiz Kurulunun Daire Kararını bozmaya esas gerekçe olarak ileri sürdüğü ilgilinin sözleşmeli avukat olarak istihdam edilmediği, ilgiliden danışmanlık hizmeti alındığı gerekçesinden hareket edildiğinde hükmün öncelikle sorumluluk itibariyle bozulması gerekirdi. Çünkü ödemenin bu kapsamda olduğu değerlendirildiğinde ilgili ancak Sayıştay yargı safhalarında fer’i müdahil olarak yer alabilirdi ki, ilgili mevzuatı gereğince ancak kamu görevlisi statüsüyle görev yapan (memur, sözleşmeli personel, işçi vb.) görevliler tarafından yerine getirilebilecek olan giderin tahakkukuna ilişkin ilişikli on iki ödeme emri belgesinden yedisini düzenleyen gerçekleştirme görevlisi olarak imzalamıştır. Tek başına bu husus dahi ilgilinin sözleşmeli avukat olarak istihdam edildiğini ortaya koymaktadır.
Belediyenin ilgili Avukatı 5393 sayılı Kanunun 49 uncu maddesi çerçevesinde tam zamanlı yıllık sözleşmeli veya kısmi zamanlı çalıştırması mümkün iken, Ek İlamda detaylarına yer verildiği üzere söz konusu Avukat Belediye Başkanı ile Avukat arasında “Avukatlık Sözleşmesi” adı altında bir sözleşme düzenlenerek Belediye’de yılın tamamında fiilen Avukat olarak çalıştırılmıştır. Ek İlamda özellikle vurgulandığı üzere; ilgilin sözleşme ile Belediyenin sözleşmeli avukatlarının yaptığı işleri tevzi etme, koordinasyon sağlama, inceleme yapma, Başkana rapor sunma ve benzeri görevler için yetkilendirilip, aynı zamanda kamu görevlisi olarak çalışan diğer avukatların üzerinde yönetici sıfatıyla çalıştırıldığı ve yukarıda vurgulandığı üzere doğrudan kamu görevlisi olan kişiler tarafından icra edilebilecek gerçekleştirme görevliliğini dahi yapmıştır. Tüm bunlar karşısında, ihale mevzuatına göre yapılmış bir hizmet alımı söz konusu olmadığı halde, ilgiliden danışmanlık hizmeti alındığını ileri sürüp, diğer taraftan da sözleşmeli avukat olarak çalıştırıldı ise avukatlık vekalet ücreti de ödenmesi gerekirdi gerekçesiyle hükmün bozulması, kendi içinde çelişkili ve mevzuata aykırıdır.
Dolayısıyla, atama yetkisine sahip Belediye Başkanı ile ilgili Avukat arasında imzalanan sözleşme çerçevesinde, fiilen kamu görevlisi gibi ve Sözleşmeli Avukat olarak çalıştırılan ilgiliye ödenecek ücretin de bu kapsamda yapılmaması yargı raporları ve Daire ilamlarında detaylarına yer verilen mevzuata aykırıdır. Kamu zararı hesabı da doğru yapılmış olup, temyiz talebinin yersiz olduğu değerlendirilmektedir. Açıklanan çerçevede yersiz temyiz talebinin reddi ile Daire kararının tasdik edilmesi uygun olur.”
Şeklinde mütalaa verildiği,
Söz konusu temyiz başvurusuna ilişkin Başsavcılığa tebliğ edilen Temyiz Kurulu Kararında ise;
“Balıkesir . Belediyesinin 2018 yılı hesabının 3’üncü Dairede yargılanması sonucunda düzenlenen 18.7.2024 tarih ve 312 sayılı Ek İlam üst yönetici-Belediye Başkanı . tarafından temyiz edilmiştir.
Konuya ilişkin 16.07.2020 tarihli ve 108 sayılı İlamın 3’üncü maddesinde; belediyelerin sözleşmeli personel istihdam edebilmesine olanak sağlayan mevzuat hükümlerine uyulmadan düzenlenen bir sözleşmeyle istihdam edilen ve yetkilendirilen Avukat .’e, sözleşmeli olarak çalıştırılan bir avukata ödenebilecek sözleşme tavan ücretinin üzerinde ödenen tutarlar kamu zararı olarak hesaplanıp tazminine hükmedilmişti. Söz konusu hükmün Temyiz Kurulunca bozulması üzerine, Daire aynı gerekçeyle Kararında direnerek çoğunlukla tazmin hükmünün devamına hükmetmiştir.
Sorumlunun Ek İlama ilişkin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü hususlar; Ek İlamda karşılanan ve tazmin hükmünün bozulmasını/kaldırılmasını gerektirecek mahiyette olmadığından, temyiz talebinin reddi ile Daire Kararının tasdik edilmesinin uygun olacağı değerlendirilmektedir.”
Şeklindeki Üst Yönetici .’nın temyiz dilekçesi için verilen Başsavcılık Mütalaasına yer verildiğinden söz konusu hatanın düzeltilmesi gerektiğinin değerlendirildiği,
Yukarıda ayrıntısına yer verilen Temyiz Kurulunun 19.03.2025 tarihli ve 57841 tutanak, 41976 ilam sayılı Kararının 6085 sayılı Sayıştay Kanununun 52’nci maddesi gereğince düzeltilmesinin uygun olacağı ifade edilmiştir.
Dosyada mevcut belgelerin okunup incelenmesinden sonra,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Başsavcılığın ilamın düzeltilmesi talebine konu dilekçesinde, 19.03.2025 tarihli ve 57841 tutanak, 41976 ilam sayılı Temyiz Kurulu Kararında, temyiz talebinde bulunan sorumlu .’in temyiz dilekçesi için verilen Başsavcılık Mütalaası yerine farklı bir sorumlunun temyiz dilekçesi için verilen mütalaaya yer verildiği ifade edilerek söz konusu hatanın 6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun 52’nci maddesi gereğince düzeltilmesi talep edilmektedir.
Somut olayda, 312 sayılı Ek İlamın 1’inci maddesiyle verilen tazmin hükmüne karşı sorumlular tarafından farklı dilekçelerle temyiz başvuruları yapıldığı, düzeltme talebine konu olan Temyiz Kurulu Kararında, Gerçekleştirme Görevlisi .’in temyiz dilekçesi için verilen Başsavcılık Mütalaası yerine sehven Üst Yönetici .’nın temyiz dilekçesi için verilen Başsavcılık Mütalaasına yer verildiği görülmektedir.
6085 sayılı Sayıştay Kanunu’nun “İlamların tebliği, tavzihi ve düzeltilmesi” başlıklı 52’nci maddesinde;
“(1) Sayıştay ilamları; sorumlulara, sorumluların bağlı olduğu kamu idarelerine, genel bütçe kapsamındaki kamu idareleri için Maliye Bakanlığına, ilgili muhasebe birimine ve başsavcılığa tebliğ edilir.
(2) Sayıştay dairelerinden veya Temyiz Kurulundan verilen kararlar müphem ise taraflardan her biri bunların tavzihini yahut tarafların adı ve soyadı ile sıfatı ve iddiaların sonucuna ilişkin yanlışlıklar ile hüküm fıkrasındaki hesap yanlışlıklarının düzeltilmesini isteyebilir.
(3) Tavzih veya düzeltme dilekçeleri karşı taraf sayısından bir nüsha fazlasıyla verilir.
(4) Kararı vermiş olan daire veya Kurul işi inceler ve lüzum görürse dilekçenin bir nüshasını, tayin edeceği süre içerisinde cevap verilmek üzere, diğer tarafa tebliğ eder. Cevap iki nüsha olarak verilir; bunlardan biri tavzih veya düzeltmeyi isteyen tarafa gönderilir.
(5) Görevli daire veya Kurulun bu husustaki kararı taraflara tebliğ olunur.
(6) Tavzih veya düzeltme, kararın yerine getirilmesine kadar istenebilir.” hükümleri yer almaktadır.
Başsavcılığın . ve .’nın temyiz dilekçeleri için verdiği mütalaalar incelendiğinde, özellikle .’in gerçekleştirme görevlisi olarak ödeme emri belgelerinde imzası olmasına rağmen kendisinin sözleşmeli personel olarak istihdam edilmediği iddia edildiğinden dolayı adı geçenin temyiz başvurusuna ilişkin olarak o kişi özelinde farklı değerlendirmeler yapılmışsa da, her iki sorumlu için verilen mütalaada da Daire Kararının tasdik edilmesi yönünde bir sonuca varıldığı, Temyiz Kurulu Kararının da aynı doğrultuda olduğu ve Daire Kararının tasdik edildiği görülmektedir.
Her ne kadar düzeltilmesi istenen Temyiz Kurulu Kararına sehven farklı sorumlunun temyiz dilekçesi için verilen Başsavcılık Mütalaası konulmuşsa da bu hatanın hükmün esasına etkisinin olmadığı, kararda bir müphemliğe yol açmadığı, tarafların adı ve soyadı ile sıfatı ve iddiaların sonucuna veya hüküm fıkrasındaki hesaba ilişkin bir yanlışlık da bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, 19.03.2025 tarihli ve 57841 tutanak, 41976 ilam sayılı Temyiz Kurulu Kararı ile ilgili olarak 6085 sayılı Kanun’un 52’nci maddesinde belirtilen düzeltme sebeplerinin oluşmadığı anlaşıldığından, Başsavcılığın DÜZELTME TALEBİNİN REDDİNE, oy birliğiyle,
Karar verildiği 01.04.2026 tarih 59148 sayılı tutanakta yazılı olmakla işbu ilam tanzim kılındı.
Kaynak:Memurlar.net

