Anayasa Mahkemesi, davacının dürüstlük kuralı çerçevesinde kabul edilebilir bir yanılgıya düşerek yanlış işverene karşı zorunlu arabuluculuğa başvurmuş olması ancak dava sürecinde gerçek işverenin sonradan davaya dahil olmasına rağmen davanın usulden reddedilmesini mahkemeye erişim hakkının ihlali olarak değerlendirmiştir. Anayasa Mahkemesi dava şartı olan arabuluculuk sürecinde usul kurallarının katı ve şekilci bir biçimde yorumlanarak davaların usulden reddedilmesini hukuka aykırı bulmuştur. Anayasa Mahkemesi 2022/52228 başvuru numaralı ve 6 Ağustos 2026 Resmi Gazete yayım tarihli kararında söz konusu uygulamaların “mahkemeye erişim hakkını” ihlal ettiğine hükmetmiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin 2022/52228 Başvuru Numaralı Kararına Konu Maddi Ve Hukuki Olayların Özeti:
Başvurucu özel bir şirkette temizlik işçisi olarak çalışmaktayken iş akdi feshedilmiştir. İşe iadesi davası ve işçi alacakları talebiyle arabuluculuk işlemlerini başlatmıştır. Şirket vekili ile başvurucunun katıldığı görüşmelerde anlaşma sağlanamayıp anlaşamama tutanağı düzenlenmiştir. Başvurucu anılan şirket aleyhine haklı ve geçerli bir nedene dayanmaksızın iş sözleşmesinin sonlandırıldığını iddia ederek işe iade ve çalışmadığı döneme ait 4 aylık ücret alacağı istemiyle dava açmıştır. Şirket vekili davaya cevabında işçi ile şirketi arasında bir iş sözleşmesinin bulunmadığını başvurunun gerçek işvereni ile arabuluculuk görüşmesinin yapılmadığını vurgulayarak husumet yokluğu ve dava şartının yerine getirilmemesi nedenleriyle davanın reddedilmesini gerçek işverenin davaya dahil edilmesini talep etmiştir. Başvurucu vekili beyan dilekçesinde başvurucunun eğitimi olmayan birisi olduğundan arabuluculuk görüşmesi yapılan şirket adına çalıştığını bildiğini şirketin tam adını bilmediğini ve bilmesinin de kendisinin beklenmeyeceğini belirtmiştir. Bununla birlikte iki şirket arasında organik bağ bulunduğunu şirketlerin ticari adresleri, yöneticileri ile ortaklarının aynı olduğunu taraf yanılmasının makul bir nedene dayandığını ileri sürerek taraf değişikliği istemiştir. Yerel mahkemede gerçek işverenin davaya katılımı sağlanmış ve eksiklikler giderilerek iş sözleşmesinin feshi haklı sebebe dayanmadığı kararını vermiştir. Şirket vekilleri yerel mahkemenin bu kararını istinafa taşımıştır. Bölge Adliye Mahkemesi de istinaf başvurusunun kabulüne, yerel mahkemenin kararının kaldırılmasına ve davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine kesin olmak üzere karar vermiştir.
Başvurunun Konusu :
Başvurucu, işe iade talebiyle açılan davanın arabulucuya başvurulmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan reddedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Anayasa Mahkemesi’nin Hukuki Değerlendirmesi Ve Gerekçesi:
Hak Arama Hürriyeti ve Mahkemeye Erişim Hakkı Kapsamında İnceleme:
Yüksek Mahkeme, Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurlarından birinin mahkemeye erişim hakkı olduğunu hatırlatmıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarına da atıfta bulunulan kararda mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığı kanuni düzenlemelerle sınırlandırılabileceği ancak bu sınırlandırmaların hakkın özünü zedeleyecek ya da işlevsiz kılacak boyuta ulaşmaması gerektiği vurgulanmıştır.
Ölçülülük İlkesi ve Hukuk Devleti İlkesi Kapsamında İnceleme:
Anayasanın 13. Maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi Anayasa Mahkemesinin ilgili kararında da yer almaktadır. Bireylerin hak ve özgürlüklerinin somut koşulların gerektirdiğinden daha fazla sınırlandırılması kamu otoritelerine tanınan yetkinin aşılması anlamına geleceğinden hukuk devletiyle bağdaşmaz. Öte yandan Anayasa Mahkemesi kararında mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahaleler orantılı olmalıdır. Orantılılık, amaç ile araç arasında adil bir denge kurulmasını gerektirir. Usul kuralları, adaletin tecellisini ve yargılamanın sıhhatini sağlama amacına hizmet etmelidir. Maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasını engelleyen ve hakkın özünü ortadan kaldıran katı yorumlar, hukuk devleti ilkesiyle bağdaşmaz.
Orantısız Külfet Kapsamında İnceleme:
Anayasa Mahkemesi arabuluculuk tutanağındaki eksikliğin sonradan giderilmiş olmasına rağmen davanın esasına girilmeksizin doğrudan reddedilmesi, başvurucu üzerinde “aşırı ve katlanılamaz bir külfet” doğurduğuna karar vermiştir. Kamu yararı ile bireyin hak arama hürriyeti arasındaki adil denge hukuk devleti ilkesi göz önüne alınarak korunmuştur. Arabuluculuk sürecinin kurucu unsuru olan tarafların bir araya gelmesi ve anlaşamaması vakıası gerçekleşmiş olması ve taraf değişikliği ile dava sürecinde de gerçek işverenin davaya dahil olmasına rağmen mahkemenin sadece unvan uyuşmazlığı nedeniyle davanın esasına girmeden usulden reddetmesi başvurucu tarafa orantısız bir külfet yükleyerek Anayasa Mahkemesinin mahkemeye erişim hakkının ihlali kararını vermesine sebep olmuştur.
Anayasa Mahkemesi
Başvuru Numarası: 2022/52228
Karar Tarihi: 18.02.2026
Kararın tam metnine ulaşmak için tıklayınız;
Yayına Hazırlayan:Stj.Av.Emine Sarı

