Yargıtay, kararlarda kopyala-yapıştır  gerekçeleri hukuka aykırı buldu.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi         

Esas   :2014/26776

Karar :2015/36688

 

 

MAHKEMESİ :İŞ MAHKEMESİ
DAVA : Davacı, kıdem tazminatı ile yıllık izin ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Yerel mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
A) Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalı ait işyerinde “planlama personeli” olarak çalışmakta iken, işverene verdiği 03/7/2013 tarihli yazı ve ihtarnamesi ile çalışma arkadaşlarının ve amirlerinin kendisine mobbing ve psikolojik baskı uyguladıklarını, görevlerinin sürekli artırıldığını, iş yükünü kaldırmasının mümkün olmadığını sürekli ifade etmesine rağmen yeni görevlerin verildiğini, üç kişinin yaptığı işi yapmasına rağmen hiç bir surette takdir görmediğini ve son olarak istememesine rağmen görev yerinin ve görevlerinin keyfi olarak değiştirilmesi nedenleriyle, iş akdini haklı nedene dayanarak sona erdirdiğini ileri sürerek, kıdem tazminatı ve yıllık izin ücretinin ödenmesini istemiştir.
B) Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacıya baskı yapılmadığını, haklı fesih iradesinin geçersiz ve dayanaksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
C) Yerel Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, “gerek davacı yanın gerekse halen davalı işyerinde çalıştığı anlaşılan davacı tanığının beyanlarından, fesihten kısa bir süre önce davacının görev yerinin ve çalıştığı bölümün değiştirildiği, ancak bu değişikliğe davacının rıza göstermeyerek iş akdini sona erdirdiği” gerekçesiyle kıdem tazminatı ve yıllık izin ücreti alacağının kabulüne karar verilmiş ise de, bu gerekçenin devamında dosyayla ilgisi olmayan; “Somut olayda 11 yılı aşkın bir zamandır satış elemanı olarak işverenin … da bulunan mağazasında çalışan davacı 21/04/2006 tarihinden itibaren Suadiye mağazasında görevlendirilmiş, davacıda söz konusu mağazada çalışmasına devam etmiştir. Burada çalışmasını sürdürürken yine işveren tarafından 15/11/2006 gününde Kanyon mağazasında “görülen lüzum üzerine” görevlendirildiği belirtilerek çalışmasına bu mağazada devam etmesi istenmiştir. Davacı da 17/11/2006 günlü ihtarname ile işyerinin sık sık değiştirilmesi ve çalışma koşullarında meydana gelen değişiklik nedeniyle iş sözleşmesini sona erdirdiğini bildirmiştir. Davacının işverence 15/11/2006 tarihinde Kanyon mağazasında görevlendirilmesinin nesnel bir sebebi bulunmamaktadır. “Görülen lüzum üzerine” işyeri değişikliği, sözleşmesinde nakil yetkisi bulunsa dahi nesnel neden sayılamayacağı ve hakkaniyete uygun kabul edilemeyeceği, buna göre işverenin bu davranışının Medeni Kanunu’nun 2. Maddesine aykırı olduğu anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle, davacı tarafından iş akdini haklı fesih nedenleri arasında sayılan ” görev yerinin ve görevlerinin rızası hilafına değiştirildiğinin” anlaşıldığı, buna göre davalı tarafından yapılan feshin haklı nedene dayandığı, davacının 4857 sayılı yasanın Geçici 6. maddesi ile yürürlükte bulunan 1475 sayılı yasanın 14. maddesi gereğince kıdem tazminatını hakettiği” gerekçe davanın kabulüne karar verilmiştir.

D) Temyiz:
Karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
E) Gerekçe:
Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca Hakimler, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Bu gerekçede hukuki esaslara ve kurallara dayanmalı, nedenleri açıklanmalıdır.
Diğer taraftan 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK.’un 27. Maddesinde hukuki dinlenilme hakkı kurala bağlanmıştır. Hukukî dinlenilme hakkı, Anayasanın 36 ncı maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurudur. Hukuki Dinlenilme Hakkı” gereğince davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içermektedir. Mahkemeler, kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorundadırlar. Eksik, şeklî ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının), ihlâlidir.
HMK.’un 297. maddesinde de, verilecek hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin yer alması gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Kararın gerekçesinde maddi olay saptanmalı, hukuki niteliği ve uygulanacak hukuki kurallar belirlenmeli, bu konuda gerekli inceleme ve delillerden sözedilmeli, hukuk kuralları somut olaya uygulanmalı ve sonunda hüküm kurulmalıdır. Maddi olgularla hüküm fıkrası arasındaki hukuki bağlantı da ancak bu şekilde kurulabilecek, ayrıca yasal unsurları taşıyan bu gerekçe sayesinde, kararların doğruluğunun denetlenebilmesi mümkün olacaktır.
Ayrıca hüküm fıkrasında taraflara tanınan hakların ve yükümlülüklerin gerekçeye uygun olarak açıkça belirtilmesi, birden fazla davalı var ise sorumluluklarının belirlenmesi gerekir. Aksi durum infazda tereddüte yol açacaktır.
Mahkemece karar gerekçesinde dosya içeriği ile uyuşmayan, tarafların iddia ve savunmalarını, belirttikleri maddi vakıları açıklamayan, bilgisayardan kopyala-yapıştır şeklinde yapılan işlemden kaynaklandığı düşünülen gerekçeye yer verilmiştir. Bu şekilde karar 6100 sayılı HMK nın 297 ve 321. Maddelerine aykırıdır. Kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
F) Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenden dolayı BOZULMASINA, bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 23.12.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: www.yargıtay.gov.tr

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir