Manisa Alaşehir’de yapılması planlanan 6 JES ve 91 kuyu için düzenlenen ÇED Olumlu işlemi için verilen iptal kararı Danıştay tarafından bozuldu. Yine aynı bölgede aynı santral ve kuyuların açılması için 10.09.2021 tarihinde ÇED olumlu kararı verilmiş olup bu işleme karşı iptal davası açılmış, Manisa 2. İdare Mahkemesi’nin 2021/799 esas, 2022/632 karar sayılı, 07.06.2022 tarihli kararı ile idari işlem iptal edilmiş, iptal kararı da Danıştay 6. Dairesi’nin 2022/5856 esas, 2022/11963 karar sayılı, 22.12.2022 tarihli kararıyla iptal edilmiştir.
Manisa 2. İdare Mahkemesince işlemin iptaline karar verilmesi ve Danıştay 6. Daire tarafından kararın onanması üzerine, bu sefer yine aynı bölgede dava konusu ÇED Olumlu kararı verilmiştir.
Manisa ili Alaşehir ilçesinde yapılması planlanan ve 6 santral 91 kuyuluk proje için Manisa 2. İdare Mahkemesi’nin 2024/1225 esas, 2025/1132 karar sayılı 23.10.2025 tarihli kararıyla idari işlemin oybirliğiyle iptaline karar verilmiştir.
Danıştay 4. Dairesi’nin 2025/5248 esas, 2026/237 karar sayılı, 21.01.2026 tarihli kararıyla, ise kararın oyçokluğuyla bozulmasına ve davanın reddine karar verildi. Karara karşı 2 Danıştay üyesi karşı oy kullanmış, karar oyçokluğuyla verilmiştir.
Danıştay’ın vermiş olduğu davanın reddi kararı ile birlikte, Büyük Ova Koruma Projesi kapsamında kalan, yüzlerce dönüm üzüm bağının bulunduğu alanda 6 Jeotermal santral 91 adet de kuyunun yapılmasının önü açılmış oldu.
T.C.
DANIŞTAY
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No :2025/5248
Karar No:2026/237
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI)
……………. (E-Tebligat)
VEKİLİ : Av. ……………
2- MÜDAHİL (DAVALI YANINDA)
…………………………………….
VEKİLİ : Av. ……………… (E-Tebligat)
KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- Alaşehir Ziraat Odası Başkanlığı
2-Özer Demir
VEKİLİ : Av.Akın Yakan
İSTEMİN KONUSU :Manisa 2. İdare Mahkemesinin 23/10/2025 tarih ve E:2024/1225, K:2025/1132 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Manisa ili, Alaşehir ilçesi, Türkmen, Baklacı, Akkeçili, Selce, Tepeköy, Ilgın ve Işıklar mevkiinde ………… A.Ş. tarafından yapılması planlanan “…….. Jeotermal Santralleri (Toplam Kurulu Güç:129,9 MWm/127,3 MWe Özmen-3 JES, Özmen-4 JES, Özmen-5 JES, Özmen-6 JES, Özmen-7 JES, Özmen-8 JES ve I-1 ve Ö-1 ile Ö-90 arası kuyular dahil)” projesi ile ilgili olarak verilen 06/12/2024 tarihli, 8068 sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan bilirkişi raporu ile dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; 06/12/2024 tarihli “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararının, ÇED raporunda jeolojik ve hidrojeolojik açıdan değerlendirmelerin ve taahhütlerin genellikle saha gerçeklerine uygun olduğu, test havuzlarının kuyu tamamlama testleri için yeterli olabileceği, boru hatlarının oluşturulmasından sonra üretim testlerinin gerçekleştirilmesi durumunda planlanan havuz hacimlerinin yeterli olabileceği, hazırlanan ÇED raporunda, kullanılacak kimyasallar ve ortaya çıkacak katı, sıvı ve gaz bileşenleri açısından yapılan değerlendirmelerin ve taahhütlerin genellikle yaygın olarak tercih edilen üretim yöntemlerine uygun olduğu, ancak; etkinliğin tarımsal ürünlere, topraklara, yüzey ve yeraltı sularına verebileceği zararların bütünleşik olarak açıklanması konularında yeterli olmadığı, dava konusu etkinliğin Gediz Havzası’nda fazladan 7.200 ton/sa jeotermal akışkan kullanımını gerektirdiği, böylece Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Su Yönetimi Genel Müdürlüğü’ tarafından önerilen yeraltı suyu rezervlerinin korunması için alınan önlemlerin geçersiz kılınmış olduğu, dava konusu etkinlikle çok sayıda tarım alanının kamulaştırma yoluyla tarımdan koparılacağı, söz konusu etkinliğin yararları ve zararları bütünsel olarak değerlendirildiğinde, tarım ürünlerine, toprağa, yüzey ve yeraltı sularına zarar verme potansiyelinde olduğu için kamu yararı bulunmadığı, nihai ÇED raporu, jeofizik ve yerbilimleri konusunda önemli eksiklikler içerdiği ve derleme bilgiler dışında projeye özel veriler sunulmadığı, ÇED raporunda sunulan yetersiz verilerin incelenmesi bağlamında “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararının dayanağının bulunmadığı, jeotermal santrallerin bulunduğu alanların jeofiziksel veriler bağlamında istenilen faaliyetin yapılmasına uygun olmadığı, sunulan jeofizik ve jeoloji hakkında yetersiz ve derleme nitelikteki sonuçlarla Tepeköy jeotermal enerji santrallerinin çevresel etkileri, tarıma yönelik etkileri, yer altı ve yer üstü su kaynaklarına etkileri bağlamında değerlendirildiğinde; alanda önemli sorunlara neden olabileceği, proje konusu jeotermal enerji santrallerinin kurulması ve santralleri besleyecek sondaj çalışmaları ile santralden çıkan akışkanın tekrar basma sonucunda yeraltındaki ortamlara gönderilmesi konusunda açılacak çok sayıda sondajın yer altı sularına ve yer üstü sularına önemli etkilerinin olabileceği, santrallerin devreye girmesi ve yeraltından sıcak akışkan çekilip, belirli bir sıcaklıkta tekrar yeraltına basılmasıyla ilişkili çevreye sağlayacağı olumsuz ve kümülatif etkilerin sunulan jeofizik veriler bağlamında yeterli bir değerlendirmesinin yapılmamış olduğu, yer seçiminin nihai ÇED içinde verilen jeofizik ve jeolojik veriler bağlamında böylesi entegre bir santraller kompleksi için uygun olmadığı, davaya konu kuyu ve alanların büyük bir bölümünün Bakanlar Kurulu kararıyla ilan edilen Manisa-Alaşehir için “Büyük Ova” koruma alanı içerisinde yer aldığı, söz konusu alanların neredeyse tamamının, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu kapsamında belirlenmiş dikili tarım arazileri içerisinde yer aldığı, ayrıca bu alanların bir bölümünün zeytinliklerden oluştuğu ve 5403 sayılı Kanun’un yanında, 3573 sayılı Zeytincilik Kanunu’na tabi olması nedeniyle, bu alanların değerlendirilmesinde aynı kanunun 20. maddesi hükümlerinin esas alınmadığı; Özmen 43, 45, 46, 47, 51 ve 89 numaralı kuyuların, kayıtlı mera alanlarıyla doğrudan fiziksel ve biyolojik etkileşime açık bir yakınlıkta bulunduğu, mera varlığının sürekliliğini tehdit eder nitelikte olduğu, hem de mevzuatın aradığı kamu yararı şartlarını karşılamadığı, söz konusu alanların inşası, bağlantı yolları ve diğer yapılaşmaların toprak bütünlüğünü, hayvancılık sistemini ve doğal ekosistem dinamiklerini bozucu nitelikte olduğu, kümülatif etkilerin ve ekolojik eşiklerin proje dosyasında yeterli bilimsel gerekçeyle değerlendirilmediği, projenin hayata geçirilmesi ve işletilmesi sırasında ortaya çıkacak borik asit, H2S gibi kimyasalların tarımsal ürünlere, topraklara, sulara olası olumsuz etkilerinin bütünleşik olarak detaylandırılması konularında yeterli olmadığı, dava konusu alanda kurulu olan birçok jeotermal işletmenin olması ve bu yüzden toprak ve sudaki bor seviyelerinin limit değerleri geçtiğinin raporlanmış olmasından dolayı söz konusu projenin yararları ve zararları bütünsel olarak değerlendirildiğinde; tarım ürünlerine, toprağa, yüzey ve yeraltı sularına fazladan yük bindirmek suretiyle zarar verme potansiyelinde olduğu için kamu yararı bulunmadığı, ORC sisteminde kullanılacak ikinci akışkan olan n-butan ile ilgili risklerin yeterli derecede irdelenmemesi ve bu riskli kimyasala ait taşıma, depolama, olası kötü durum senaryolarındaki risklerin bertaraf edilmesi ile ilgili yeterli ve detaylı bilgilerin bulunmaması nedenleriyle 06/12/2024 tarihli “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, aynı proje hakkında verilen 10/09/2021 tarihli ilk ÇED Olumlu Kararı Manisa 2.İdare Mahkemesinin 07/06/2022 tarihli, E:2021/799, K:2022/632 sayılı kararı ile iptal edildiği, bu iptal gerekçesinde belirtilen eksik hususların 2009/7 sayılı ÇED Yönetmeliği Uygulamaları başlıklı Genelge kapsamında giderilip, yeniden ÇED süreci işletilerek nihai ÇED Raporu hazırlandığı, nihai ÇED raporuna dair herhangi bir itiraz, görüş veya önerinin sunulmadığı, bunun üzerine dava konusu işlemin tesis edildiği, projeye dair bütün duyuru ve ilanların mevzuata uygun olarak yapıldığı, dava konusu işlemin mevzuata ve hukuka uygun olduğu belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı yanında müdahil tarafından; Mahkemece, ÇED raporunda revize edilen kısımların yeterince incelenmediği, enerji kaynağı, üretim sürekliliği, CO2 emisyonu, enerjide dışa bağımlılık ve projedeki kamu yararı amacının irdelenmediği, kapalı devre çalışılacağı için projenin yüzey ve yeraltı sularına olumsuz etkisinin olmayacağı, proje alanının tarım arazisi olmasının projenin yapılamayacağı anlamına gelmediği, gerekli izinlerin alındığı, proje için alternatif yer seçiminin mümkün olmadığı, hükme esas bilirkişi raporunda belirtilen ölçümlerin ve (H2S vb.) emisyon değerlerinin yasal sınırların altında olduğunun tespit edildiği halde raporun bu kısmına itibar edilmeden karar verildiği belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : …………..
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabülü ile dava konusu işlemin 2009/7 sayılı Genelge kapsamında değerlendirilmesi suretiyle mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Manisa ili, Alaşehir ilçesi, Türkmen, Baklacı, Akkeçili, Selce, Tepeköy, Ilgın ve Işıklar mevkiinde ……. Üretim A.Ş. tarafından yapılması planlanan “Tepeköy Jeotermal Santralleri (Toplam Kurulu Güç:129,9 MWm/127,3 MWe Özmen-3 JES, Özmen-4 JES, Özmen-5 JES, Özmen-6 JES, Özmen-7 JES, Özmen-8 JES ve I-1 ve Ö-1 ile Ö-90 arası kuyular dahil)” projesi ile ilgili olarak davalı idare tarafından 10/09/2021 tarihli ÇED olumlu kararının verildiği, buna karşı açılan davada Manisa 2.İdare Mahkemesinin 07/06/2022 tarihli, E:2021/799, K:2022/632 sayılı kararı ile “ÇED raporunun yetersiz olduğu gerekçesiyle” ÇED olumlu kararının iptal edildiği, bu kararın temyiz edilmesi üzerine, Danıştay Altıncı Dairesinin 22/12/2022 tarih ve E:2022/5856, K:2022/11963 sayılı kararı ile onandığı, daha sonra aynı projeye ilişkin olarak yeniden ÇED raporu hazırlanıp idareye sunulduğu, bunun üzerine davalı idare tarafından tesis edilen 06/12/2024 tarihli, 8068 sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 10. maddesinde; “Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez…” hükmüne yer verilmiştir.
Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin 4/1. maddesinin (e) bendinde;
“Çevresel etki değerlendirmesi (ÇED): Gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları”, Aynı maddenin (i) bendinde de “Çevresel etki değerlendirmesi olumlu kararı: Çevresel etki değerlendirmesi raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararını, … ifade eder.” tanımına yer verilmiştir. Anılan Yönetmeliğin 6. maddesinde; ” (1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını ve ÇED Raporunu, Çevresel Etkileri Ön İnceleme ve Değerlendirmeye Tabi Projeleri için de Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararı veya “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez.” düzenlemesine,
7. maddesinde de; “(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-1 listesinde yer alan projelere, b) “ÇED Gereklidir” kararı verilen projelere, c) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-1 listesinde belirtilen eşik değer veya üzerinde olan projelere, ÇED Raporu hazırlanması zorunludur.” kuralına yer verilmiştir.
Öte yandan, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin; Ek-1’de yer alan Çevresel Etki Değerlendirmesi Uygulanacak Projeler Listesi’nin 42. sırasında belirtilen jeotermal enerji santralleri için ÇED sürecinin işletilmesi zorunlu kılınmış, Ek-III’de ise; Çevresel Etki Değerlendirmesi Genel Formatı düzenlenerek ÇED raporunda yer alacak “Projenin tanımı ve özellikleri; Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri; Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler, Halkın Katılımı; Notlar ve Kaynaklar; Ekler”e ilişkin bölümlerde bulunması gereken hususlara yer verilmiştir.
(Mülga) Çevre ve Orman Bakanlığı Çevresel Etki Değerlendirmesi ve Planlama Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan, ÇED Yönetmeliği Uygulamaları konulu, 13/02/2009 tarihli, 2009/7 sayılı Genelgede; “…Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararları hakkındaki yürütmenin durdurulması/iptal kararları, hakkında ÇED Olumlu Kararı verilen ÇED Raporunun bir ya da birkaç bölümüne ilişkin ise ve yürütmenin durdurulması/iptal kararı, ÇED Raporunun diğer bölümlerini olumsuz yönde etkilemiyor, yani Kararın tümünün yeniden ele alınıp değerlendirilmesini gerektirmiyorsa, ÇED Raporunun hazırlanmasına ilişkin tüm sürecin en baştan tekrarlanmasına gerek bulunmamaktadır.
Böyle bir durumda uygulamanın ‘yürütmenin durdurulması/iptal kararının gerekçesi dikkate alınarak, sadece eksik veya yetersiz görülen kısımların yeniden düzenlenerek hazırlandığı ÇED Raporunun Bakanlığa sunulmasını müteakip, Bakanlıkça bir toplantı tarihi belirlenerek, İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu tekrar toplanır ve komisyonca değerlendirilir. Yapılan düzenlemelerin yeterli görülmesi halinde ÇED Raporu Komisyonca nihai edilir. Komisyonun değerlendirmeleri, üyeler tarafından imzalanarak tutanak altına alınır. Bakanlık, proje ile ilgili olarak ÇED Olumlu ya da ÇED Olumsuz Kararını verir. Bu kararı, proje sahibi ile ilgili kurum ve kuruluşlara yazılı olarak bildirir. Valilik, alınan kararın içeriğini, karara esas gerekçelerini uygun araçlarla halka duyurur.’ şeklinde yapılması” düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Çevresel etki değerlendirmesi; gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesi amacıyla yapıldığından, ÇED sürecinde verilen kararların iptali istemiyle açılacak davalarda, yukarıda belirtilen Yönetmeliğin Ek III. bölümündeki unsurlar yönünden, ÇED kararlarının bir bütün olarak çevresel etkilerinin irdelenmesi gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; dava konusu işlemde belirtilen proje ile ilgili olarak davalı idare tarafından tesis edilen 10/09/2021 tarihli ilk ÇED olumlu kararının “ÇED raporunun yetersiz olduğu” gerekçesiyle iptali yolunda verilen Manisa 2.İdare Mahkemesinin 07/06/2022 tarihli, E:2021/799, K:2022/632 sayılı kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 22/12/2022 tarih ve E:2022/5856, K:2022/11963 sayılı kararı ile “Mahkeme kararının gerekçesinde sondaj alanları ve çevresinin tümünün 5403 sayılı Kanun kapsamında tarım dışı kullanımlara çıkarılamayacak mutlak tarım arazisi ve dikili tarım arazisi sınıfında olduğu belirtilmiş ise de, anılan Kanunun 13. maddesinde yer alan koşulların sağlanması durumunda bu alanlarda projelerin yapılmasına izin verilebilir.” açıklaması eklenmek suretiyle onanmasının ardından anılan Mahkeme kararındaki gerekçeler dikkate alınarak hazırlandığı ileri sürülen ÇED raporunun 19/02/2024 tarihinde idareye sunulduğu, ÇED sürecinin başlatılmasının, davalı idarenin 2009/7 sayılı Genelgesi kapsamında uygun görüldüğü ve inceleme ve değerlendirme süreci sonunda söz konusu projeye ilişkin olarak dava konusu 06/12/2024 tarih ve 8068 sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Olumlu” kararının verildiği, bunun üzerine bakılan davanın açıldığı, Mahkemece, 18/04/2025 tarihinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde hazırlanan, Çevre Mühendisi, Ziraat Mühendisi, Jeoloji (Hidrojeoloji) Mühendisi, Jeofizik Mühendisi ve Kimya Mühendisinden oluşan, 22/07/2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda; dava konusu “Çevresel Etki Değerlendirme Olumlu” kararının kamu yararına ve mevzuata uygun olmadığı” yönünde görüş bildirilmesi üzerine, bu rapor hükme esas alınarak İdare Mahkemesince dava konusu işlemin iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bilirkişi Raporunun İncelenmesi ve Tespitlerin Değerlendirilmesi;
Jeoloji (Hidrojeoloji) Mühendisliği yönünden yapılan incelemede;
Dava konusu işlemde belirtilen proje ile ilgili hazırlanan ÇED raporunda jeolojik ve hidrojeolojik açıdan değerlendirmelerin ve taahhütlerin genellikle saha gerçeklerine uygun olduğu belirtilmiş, ancak projenin tarımsal ürünlere, topraklara, yüzey ve yeraltı sularına verebileceği zararların bütünleşik olarak açıklanması konularında yeterli olmadığı, Gediz Havzası düzeyinde içme suyu üreten yeraltı suyu rezervlerinin korunması için alınmış bir önlem olarak gönderilen Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Su Yönetimi Genel Müdürlüğü’nün 14.08.2017 tarih ve 22850967-251.09-173934 sayılı yazısında belirtilen yeni ruhsat ve jeotermal kuyu izni verilmemesi konusunun cevaplanmadığı, projenin Gediz Havzası’nda fazladan 7.200 ton/sa jeotermal akışkan kullanımını gerektirdiği, böylece Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Su Yönetimi Genel Müdürlüğü’ tarafından önerilen yeraltı suyu rezervlerinin korunması için alınan önlemin geçersiz kılındığı, çok sayıda tarım alanının kamulaştırma yoluyla tarımdan koparılacağı, projenin yararları ve zararları bütünsel olarak değerlendirildiğinde tarım ürünlerine, toprağa, yüzey ve yeraltı sularına zarar verme potansiyelinde olduğu için kamu yararı bulunmadığı belirtilmişse de; yapılan incelemede, projenin kapalı devre yapılacağının ve yeraltından çıkarılan suyun tekrar yeraltına enjekte edileceğinin taahhüt edildiği, proje etki alanında bulunan yüzey ve yeraltı sularına olumsuz etkisi, taşkın kontrolü ve drenaj çalışmaları, su temini, su kalitesinin izlenmesi ile ilgili hususlarda İDK sürecinde Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünden alınan görüşte; verilen taahhütlere ve ilgili mevzuata uyulması gerektiği belirtilerek, bu hususlarda projenin olumsuz etkisinden bahsedilmediği,, ilk ÇED Olumlu Kararı hakkında Manisa 2.İdare Mahkemesinin 07/06/2022 tarihli, E:2021/799, K:2022/632 sayılı iptal kararında belirtilen eksik bilgi ve belgelerin ise 2009/7 sayılı Genelge doğrultusunda daha detaylı raporlama ile ortaya konulduğu, bu kapsamda yapılan çalışma sonucunda ÇED raporunda; 2013/01 nolu ișletme sahasında planlanan ‘Tepeköy Jeotermal Enerji Santralleri’ Projesinin jeolojik ve yapısal incelenmesinin yapıldığı, yine “Tepeköy Jeotermal Enerji Santrallerinin Hidrojeoloji ve Çevresel Etki Değerlendirme Raporu”nun hazırlatılmış olduğu görüldüğünden, söz konusu raporlarda gerçekleştirilmesi planlanan projenin jeolojik ve hidrojeolojik açıdan çevresel etkilerinin değerlendirildiği, anlaşılmıştır.
Öte yandan, Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Su Yönetimi Genel Müdürlüğü’nün 14/08/2017 tarih ve 22850967-251.09-173934 sayılı yazısında belirtilen yeni ruhsat ve jeotermal kuyu izni verilmemesi hususunu içeren yazının, müdahil şirkete 22/01/2013 tarihinde verilen maden işletme ruhsatından sonra düzenlendiği dikkate alındığında işletme ruhsatlı sahada proje yapılmasını engellemeyeceği gibi yer altı sularının dava konusu işlemde belirtilen projeden dolayı olumsuz etkilendiğine ilişkin herhangi bir somut tespitin de bulunmadığı anlaşılmakta olup, yukarıda belirtilen hususlar da göz önünde bulundurularak bilirkişi kanaatine itibar edilmemiştir.
Jeofizik Mühendisliği yönünden;
ÇED raporunda projeye özel veriler sunulmadığı, yetersiz verilerin incelenmesi bağlamında “ÇED Olumlu” kararının dayanağının bulunmadığı, proje alanının jeofiziksel veriler bağlamında istenilen faaliyetin yapılmasına uygun olmadığı, açılacak çok sayıda sondajın yer altı sularına ve yer üstü sularına önemli etkilerinin olabileceği, projenin yer seçiminin uygun olmadığı belirtilmişse de, yapılan incelemede; proje etki alanının jeofizik haritası çıkarılarak olası risklere karşı alınacak tedbirlerin taahhüt edildiği, proje konusu faaliyet kapsamında Manisa 2. İdare Mahkemesinin E:2021/799, K:2022/632 sayılı kararına istinaden; “Tepeköy Jeotermal Enerji Santralleri Projesi Çevresel Etkilerinin Jeofizik Mühendisliği Açısından İncelenmesi” raporunun hazırlandığı, ilgili kurumların (DSİ Genel Müdürlüğü, Manisa Çevre ve Şehircilik il Müdürlüğü) görüşleri doğrultusunda ÇED raporunda gerekli düzenlemelerin yapıldığı, projenin yer seçimine ilişkin ÇED raporunda verilen bilgiler doğrultusunda İR: 2013/01 ve ER: 3191221 nolu jeotermal kaynak konulu işletme ruhsat sahası 1 nolu poligon sahasında 91 adet kuyu yeri ve 6 adet JES yerinin belirlendiği, bunun için Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğünün 1/250000 ölçekli Türkiye Diri Fay Haritasından da yararlanıldığının belirtilmiş olduğu dikkate alındığında, ilk ÇED olumlu kararının iptal gerekçeleri doğrultusunda, 2009/7 sayılı Genelge kapsamında revize edildiği anlaşılmakta olup, bilirkişi heyetince yapılan değerlendirmelerin bu kapsam dışına çıkılarak yapıldığı anlaşıldığından, yukarıda belirtilen hususlar da göz önünde bulundurularak bilirkişi kanaatine itibar edilmemiştir.
Ziraat Mühendisliği yönünden;
Mevcut işletme şeklinin çevrede olumsuz etkilere neden olacağı, proje sahasının büyük bir bölümünün Bakanlar Kurulu kararıyla ilan edilen Manisa-Alaşehir için “Büyük Ova” koruma alanı içerisinde yer aldığı, proje alanının 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu kapsamında belirlenmiş dikili tarım arazileri içerisinde bulunduğu; bu alanların büyük çoğunluğunu bağların oluşturduğu ve ilgili Kanun çerçevesinde korunması ve değerlendirilmesi gerektiği, 3573 sayılı Zeytincilik Kanunu’na tabi alanlar olması nedeniyle, bu alanların değerlendirilmesinde aynı Kanunun 20. maddesi hükümlerinin esas alınması gerektiği, bazı kuyuların, kayıtlı mera alanlarıyla doğrudan fiziksel ve biyolojik etkileşime açık bir yakınlıkta bulunduğu, bu durumun, hem mera varlığının sürekliliğini tehdit eder nitelikte olduğu, hem de mevzuatın aradığı kamu yararı şartlarını karşılamadığı, söz konusu alanların inşası, bağlantı yolları ve diğer yapılaşmaların toprak bütünlüğünü, hayvancılık sistemini ve doğal ekosistem dinamiklerini bozucu nitelikte olduğu, kümülatif etkilerin ve ekolojik eşiklerin proje dosyasında yeterli bilimsel gerekçelerle değerlendirilmediği belirtilmişse de; yapılan incelemede, proje konusu faaliyet kapsamında Manisa 2. İdare Mahkemesinin E:2021/799 ve K:2022/632 sayılı kararının gerekçelerine istinaden; ve 2009/7 sayılı Genelge doğrultusunda ÇED raporu revize edilerek, “Tepeköy Jeotermal Enerji Santrallerinde Revre Faktörlerinin Tarımsal Faaliyetlere Etkisinin İncelenmesi ve Değerlendirilmesi Raporu”nun hazırlandığı, Manisa Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü kurum görüşünün alındığı, saha içinde bulunan ve zeytinlik olduğu belirtilen 171 ada, 3 parselin kullanılmayacağının ve bu tür yerler için 3573 sayılı Zeytinlerin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması ve ek 4086 sayılı Zeytincilik Kanunu hükümlerine uygun hareket edileceği ile 1380 sayılı Su Ürünleri Kanunu hükümlerine uygun hareket edileceğinin ÇED raporunda taahhüt edildiği; tarım arazilerinin ve sulama arazilerinin zarar görmemesi için kurum tarafından istenilen taahhütlerin ÇED raporunda verildiği, Büyük Ova Koruma Alanı kapsamında kalan yerlerin tarım dışı kullanılmasının ise ancak alternatif alan bulunmaması, kurul tarafından uygun görüş bildirilmesi ve ilgili Bakanlık ve Tarım ve Orman Bakanlığının ortaklaşa kamu yararı alınmış faaliyetler için Bakanlıkça izin verilebileceğinden gerek bu hususta alınacak iznin gerekse tarım dışı kullanım izninin ÇED Yönetmeliğinin 6/3. maddesi uyarınca ÇED olumlu kararından sonra verilebileceği, bu izinler alınmadan da yatırıma başlanılamayacağı dikkate alındığında, bu aşamada söz konusu izinlerin alınıp alınmadığının irdelenemeyeceği, proje sahasında mera vasıflı taşınmazlar olması durumunda tahsis amacı değişikliği yapılmadan faaliyete başlanılamayacağı, öncelikle Mera Kanunu’nun 14. maddesi gereği tahsis amacı değişikliği talebinde bulunulacağı ve ilgili yönetmelikler çerçevesinde mera yaylak ve kışlak alanlarında faaliyet nedeni ile hayvan otlatma ve hayvan yetiştiriciliği faaliyetlerinin olumsuz etkilenmemesi için gerekli tedbirlerin alınacağına ilişkin taahhüt verildiği, dikkate alındığında, anılan bilirkişi raporunun dava konusu işlemin dayanağı olan ÇED raporunu kusurlandırmayacağı sonucuna varılmıştır.
Çevre Mühendisliği yönünden;
Davalı yanında müdahilin, bölgede mevcut açılmış kuyularının bulunduğu ve kuyu açmakla ilgili yeterli deneyimi göz önüne alındığında, test havuzlarının kuyu tamamlama testleri için yeterli olabileceği, boru hatlarının oluşturulmasından sonra üretim testlerinin gerçekleştirilmesi durumunda, planlanan havuz hacimlerinin yeterli olabileceği, ancak; ÇED raporunda işletme aşamasında H2S emisyonlarının azaltımı ile ilgili açıklama/projelendirme bulunmadığı, Hava Kalitesi modellemesinde en kötü senaryo koşullarının göz önüne alınarak modelleme yapılması gerektiği, Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliğinde belirtilen “Jeotermal enerji santrallerinde 10 kg/saat H2S değerlerden fazla H2S emisyonu salınamaz” koşuluna uygun olmadığı, Hava Kalitesi Modelleme çalışmasının halihazırda koku eşiğinin aşılmış olmasına rağmen geri plan konsantrasyonun 0,2 µg/m3 alınarak eksik hesaplanmış olduğu ve eksik hesaplanmış kütlesel emisyon debileri ile yapılmış bir modelleme çalışmasının çevresel etkilerin doğru biçimde öngörülmesine olanak sağlamadığı yönünde değerlendirmede bulunulmuş ise de; yapılan incelemede, Manisa 2. İdare Mahkemesinin E:2021/799, K:2022/632 sayılı kararına istinaden ve 2009/7 sayılı Genelge doğrultusunda ÇED raporu ve raporun Ek-7.10 da bulunan “hava kalitesi modelleme raporu”nun revize edilerek, faaliyet sırasında oluşacak hava kirliliğinin mevzuata uygun değerlerin altına indirilmesi ve kabul edilebilir düzeye getirilmesi taahhüdünde bulunulduğu, ayrıca, Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği ve Ek-1’nde yer alan verilere göre, kapasitesi 50 MWe ve daha fazla olan tesislerde H2S emisyonu miktarının en fazla 15 kg/saat olarak düzenlendiği, dava konusu işlemde belirtilen tesisin kapasitesinin ise 127,3 MWe olacağı taahhüt edildiğinden kural gereği H2S emisyon miktarı en fazla 15 kg/saat olabileceğinden, projeye konu tesisin en fazla 10 kg/saat koşuluna uymadığı yönündeki bilirkişi değerlendirmesinin isabetli olmadığı anlaşıldığından, söz konusu bilirkişi raporunun dava konusu işlemi kusurlandırmayacağı sonucuna varılmıştır.
Kimya Mühendisliği yönünden;
ÇED raporunda kullanılacak kimyasallar ve ortaya çıkacak katı, sıvı ve gaz bileşenleri açısından yapılan değerlendirmelerin ve taahhütlerin genellikle yaygın olarak tercih edilen üretim yöntemlerine uygun olduğu, ancak, projenin hayata geçirilmesi ve işletilmesi sırasında ortaya çıkacak borik asit, H2S gibi kimyasalların tarımsal ürünlere, toprağa, suya olası olumsuz etkilerinin bütünleşik olarak detaylandırılması konularında yeterli olmadığı, projede kamu yararı bulunmadığı, ORC sisteminde kullanılacak ikinci akışkan olan n-bütan ile ilgili risklerin yeterli derecede irdelenmediği ve bu riskli kimyasala ait taşıma, depolama, olası kötü durum senaryolarındaki risklerin bertaraf edilmesi ile ilgili yeterli ve detaylı bilgilerin bulunmadığı, belirtilmişse de; Manisa 2. İdare Mahkemesinin E:2021/799, K:2022/632 sayılı kararına istinaden ve 2009/7 sayılı Genelge doğrultusunda ÇED raporu revize edilerek, halihazırda aktif olan Özmen 3 JES için olası n-bütan sızıntısı ile ilgili acil durum yönetim planlarının hazırlandığı, risk analizlerinin oluşturulduğu, risk değerlendirmesi ve Bütan Kimyasal Güvenlik Bilgi Formu hazırlanarak ÇED raporunun ek-5.4’de belirtildiği, ilgili kurum görüşleri doğrultusunda gerekli düzeltmelerin ve düzenlemelerin yapılarak tesisin, çevreye olası etkisinin kabul edilebilir seviyede tutulması için gerekli taahhütlerin verildiği, PM10, çöken toz, H2S için günlük, yıllık ve kümülatif değerleri SKHKKY sınır değerleri ile karşılaştırıldığında, sınır değerlerin altında olarak hesaplandığı anlaşıldığından, bilirkişi raporunun soyut değerlendirmelerden, varsayımsal yaklaşımlardan ibaret olduğu ve ÇED raporunu kusurlandırmayacağı sonucuna varılmıştır.
Dosyadaki mevcut bilgi ve belgelerin, tarafların beyanları, bilirkişi raporu ve ÇED raporunun birlikte değerlendirilmesi neticesinde; ÇED raporuna konu projenin hazırlanma sürecinin teknik yönden mevzuatta öngörülen usule uygun olduğu, projenin hazırlanmasında uzman personelin bilgi ve katkısının dikkate alındığı, dava konusu işlem tesis edilmeden önce ilgili bütün kurumların görüşlerinin alındığı, kurulması planlanan dava konusu tesis ile ilgili olarak hazırlanan ÇED dosyasında, gerek tesisin yapım aşamasında, gerekse işletme aşamasında karşılaşılabilecek sorunların tespit edilerek incelendiği; projenin çevredeki insan ve doğal yaşama karşı oluşturacağı etkilerinin önemli ölçüde değerlendirilerek, yaşanması muhtemel çevresel zararların asgari düzeye indirilmesi için alınması gereken önlemlerin yeterli düzeyde belirtildiği görülmektedir.
2009/7 sayılı Genelge doğrultusunda revize edilen ÇED raporunun, bu çerçevede incelenmesi gerektiğinden, bu kapsamda yapılan inceleme sonucunda ilgili mevzuat ve yönetmeliklere uygun olduğu, proje kapsamında yukarıda belirtilen taahhütlere uyulması durumunda herhangi bir sakınca oluşmayacağı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, bilirkişi soruları arasında olmadığı halde bilirkişilerce “projede kamu yararı bulunmadığı” yönünde bir değerlendirme yapılmasının ise bilirkişilerin görev ve yetkilerini aşan nitelikte bir değerlendirme olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, 05/09/2022 tarih ve 6809 sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararında hukuka ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Bu itibarla, dava konusu işlemde hukuka aykırılık, işlemin iptaline ilişkin temyize konu İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalı idare ile davalı idare yanında müdahilin temyiz istemlerinin kabulüne,
2.Temyize konu Manisa 2. İdare Mahkemesinin 23/10/2025 tarih ve E:2024/1225, K:2025/1132 sayılı kararının Üye ……….. ile Üye …………’ın karşı oyları ve oyçokluğuyla BOZULMASINA, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2(i) maddesi uyarınca DAVANIN REDDİNE,
3.Davacılar tarafından yapılan ve ayrıntısı aşağıda gösterilen 71.523,80-TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına,
4. Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı yargılama için belirlenen 40.000,00-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalı idareye verilmesine; davalı idare tarafından yapılan 345.00-TL yargılama giderinin davacılardan alınarak davalı idareye, davalı idare yanında müdahil tarafından yapılan ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam 6.469,60-TL yargılama giderinin davacılardan alınarak davalı idare yanında müdahile verilmesine,
5. Varsa posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,
6.Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
7.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 21/01/2026 tarihinde karar verildi.
Başkan Üye Üye Üye Üye
(X) (X)
(X) KARŞI OY :
Dava; Manisa ili, Alaşehir ilçesi, Türkmen, Baklacı, Akkeçili, Selce, Tepeköy, Ilgın ve Işıklar mevkiindeki ……….. Üretim A.Ş. tarafından yapılması planlanan Tepeköy Jeotermal Santralleri (Toplam Kurulu Güç:129,9 MWm/127,3 MWe Özmen-3 JES, Özmen-4 JES, Özmen-5 JES, Özmen-6 JES, Özmen-7 JES, Özmen-8 JES ve I-1 ve Ö-1 ile Ö-90 arası kuyular dahil), ( Toplam Kurulu Güç : 129,9MWm/127,3 MWe Özmen-3 JES, Özmen-4 JES, Özmen-5 JES, Özmen-6 JES, Özmen-7 JES, Özmen-8 JES ve I-1 ve Ö-1 ile Ö-90 arası kuyular dahil) projesi ile ilgili olarak düzenlenen 06/12/2024 tarihli “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Uyuşmazlıkta; söz konusu projeyle ilgili olarak ilk verilen 10/09/2021 tarih ve 6387 sayılı “ÇED Olumlu” kararının iptali istemiyle Manisa 2. İdare Mahkemesinin 07/06/2022 tarih ve E:2021/799, K:2022/632 sayılı kararıyla işlemin iptaline karar verildiği, bu kararların temyiz edilmesi üzerine nihai olarak sırasıyla Danıştay Altıncı Dairesinin 22/12/2022 tarih ve E:2022/5856, K:2022/11963 sayılı kararı ile onanması üzerine yeniden hazırlanan ÇED raporuna dayanılarak yeni bir ÇED kararı verildiği, buna karşı açılan davada ise yargısal denetimin yeni haliyle bir bütünlük taşıması nedeniyle ÇED raporunun sadece revize edilen kısımlarına değil, tamamına yönelik yapılması gerektiği, bu nedenle öncelikle iptal edilen ilk ÇED kararının yetersizliğine ve eksikliğine neden olan hususların yeni ÇED raporunda giderilip giderilmediğinin, daha sonra da bu ÇED raporunun , yeni olumsuzluklara sebebiyet verip vermeyeceğinin araştırılmak suretiyle bir karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Nitekim, dava dilekçesinde davacının; proje alanına yakın yerlerde yüzey ve yeraltı su kaynaklarının söz konusu jeotermal aktiviteler nedeniyle olumsuz etkilendiği, Bakanlar Kurulu kararıyla ilan edilen Manisa-Alaşehir için “Büyük Ova” koruma alanı içerisinde yer alan proje alanının tarım ve hayvancılık ile mera ve zeytinlik alanlar ile ormanlık alanlar üzerindeki etkileri gibi yönlerden hukuka aykırılık iddiaları ileri sürüldüğünden, yargı kararıyla iptal edilen ilk ÇED kararının dayanağı olan ÇED raporunda tespit edilen eksikliklerin giderilip giderilmediğinin, somut veriler ve bilgiler ile desteklenmek suretiyle açıklığa kavuşturulabilmesi, ayrıca revize edilen ÇED raporunun da bu haliyle yeni çevresel olumsuzluklara sebebiyet verip vermeyeceğinin de ortaya konulabilmesi amacıyla alanında uzman kişilerden oluşacak yeni bir bilirkişi heyetiyle mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak üzere Mahkeme kararının bozulması gerektiği oyu ile çoğunluk kararına gerekçe yönünden katılmıyoruz.
Üye Üye

