Aydın Valiliği tarafından düzenlenen Çevre Şehircilik Bakanlığı internet sitesinde 07.05.2025 tarihinde yayınlanan “AYDIN ili GERMENCİK, ilcesi Çamköy Mahallesi, 142 Ada, 41 Parsel (Alan: 27.015.70 m2) mevkiindeki MAREN MARAŞ ELEKTRİK ÜRETİM SAN. VE TİC. A.Ş. tarafından yapılması planlanan Jeotermal Kaynak Arama Sondajı HB-34 Kuyusu (İşletme Ruhsat No: J-552) projesi ile ilgili olarak Bakanlığımıza sunulan PTD Dosyası incelenmiş ve değerlendirilmiştir ÇED Yönetmeliği’nin 17. maddesi gereğince Jeotermal Kaynak Arama Sondajı HB-34 Kuyusu (İşletme Ruhsat No: J-552) projesi’ne Valiliğimizce ‘Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir’ kararı verilmiştir.” şeklinde açıklama ile idari işlem tesis edildi.
Aydın Valiliği tarafından düzenlenen 07.05.2025 tarihli, “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararı, Aydın 2.İdare Mahkemesi’nin 2025/622 esas, 2026/11 karar sayılı, 08/01/2026 tarihli kararıyla iptal edildi.
T.C.
AYDIN
2. İDARE MAHKEMESİ
ESAS NO :2025/622
KARAR NO :2026/11
DAVACILAR : 1- GERMENCİK ZİRAAT ODASI BAŞKANLIĞI
2- GÜRKAN BACAKSIZ
VEKİLİ : AV. AKIN YAKAN
DAVALI : AYDIN VALİLİĞİ
VEKİLİ : AV. ………
MÜDAHİL : ….. A.Ş. (Davalı Yanında)
VEKİLİ : AV. ……..
İSTEMİN ÖZETİ : Aydın Valiliği tarafından düzenlenen Çevre Şehircilik Bakanlığı internet sitesinde 07.05.2025 tarihinde yayınlanan “Aydın ili Germencik ilçesi Çamköy Mahallesi, 142 Ada, 41 Parsel (Alan: 27.015.70 m2) mevkiindeki ……….. San. ve Tic. A.Ş. tarafından yapılması planlanan Jeotermal Kaynak Arama Sondajı HB-34 Kuyusu (İşletme Ruhsat No: J-552) projesi için 07/05/2025 tarihli ‘Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir’ kararının; Germencik’te 27 adet jeotermal enerji santrali ve yüzlerce kuyu faaliyetine devam etmekte ve hızla Aydın’ın ve Germencik’in havasını, suyunu, toprağını kirletmektedir. Yerleşim alanlarının, zeytinliklerin, birinci sınıf tarım ve sulama alanlarının içinde yer alacak sondaj kuyusunun oluşturacağı kümülatif (bütüncül) etkisi önem taşıdığı, davaya konu idari işlemin gerçekleşmesi halinde oluşacak kümülatif etkiler dikkate alınmadığı, hava emisyonlarına ilişkin mevcut durum değerlendirmesinde temel olarak, jeotermal enerji santrallerinde buhar içerisinde bulunan ve atmosfere salınan yoğuşmayan gazlar (NCG – non condensabhle gases CO2 , H2S, CH4,NH3, N2, H2 vb.) ve SO2, PM ve NO2 gibi emisyonlarına ilişkin proje bölgesinde gerçekleştirilen ölçümler değerlendirildiği, elde edilen verilere göre, JES tesislerinden dolaylı ve eser miktarda salınan SOZ, PM ve NOZ kirleticilerinin hava kalitesi açısından ihtimal edilebilir seviyede olduğu ancak, jeotermal kaynak kullanımında ortaya çıkan NCG’ler- hava kalitesi üzerinde olumsuz etkiler yaratabileceği, bu emisyonlar, benzer şekilde, diğer endüstri ve faaliyetlerden de kaynaklanabilecek emisyonlardır olduğundan, Matris değerlendirmesi, JES tesisleri ve diğer endüstrilerin hava kalitesine benzer miktarda katkı sağlayabileceğini gösterdiği, Jeotermal kaynak kullanım aktiviteleri sonucunda oluşacak NCG emisyonlarının tespiti için tesis sahalarında ve etki alanlarında ölçüm yapılmalı ve kütlesel debiler kontrol edilmelidir. Jeotermal kaynak kullanımı aktiviteler ile diğer endüstri ve faaliyetlerden kaynaklanabilecek hava kalitesi etkilerinin bütünsel bir yaklaşım ile değerlendirilmesi ve önleme çalışmalarının uygulanması oldukça önemli olduğu, yapılan değerlendirme neticesinde, hava kalitesinin korunması ve hava emisyonlarının önlenmesine ilişkin yatırım ihtiyacı olduğu ve azaltım önlemlerine ilişkin ileri araştırma gerektiği tespit edildiği, davaya konu işlem sebep unsuru yönündün sakat olduğu, Jeotermal elektrik santrallerin insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkileri bilimsel olarak ortaya konulmadığı, yeni jeotermal tesis kurulması insan sağlığı üzerinde çok büyük bir risk oluşturacağı, davaya konu idari işlem konu ve amaç unsuru yönünden sakat olduğu ileri sürülerek işlemin iptali istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Aydın Valiliği İl Tarım ve Orman Müdürlüğü’nün 18518070 sayılı projeye ilişkin kurum görüşünde, hazırlanan proje tanıtım dosyası kapsamında kazı/dolgu gibi inşaat faaliyetlerine başlanmadan önce; 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkındaki kanun kapsamında taşınmazların kullanılmayacağı, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu, 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlemesine Dair Tarım Reformu Kanunu ve 4342 sayılı Mera Kanunu kapsamında gerekli izinlerin alınacağının taahhüt edilmesi şartıyla ÇED sürecinin devam etmesinde sakınca bulunmadığını kuyu açma için ayrıca Başkanlıklarından izin alınması gerektiğinin belirtildiği, “Jeotermal Kaynak Arama Sondajı HB-34 Kuyusu (İşletme Ruhsat No: J-552)” projesine ilişkin yürütülen ÇED sürecinde projenin tüm çevresel etkileri ilgili tüm kurumlarca değerlendirilerek projenin gerçekleşmesinin uygun görüldüğü, davacı dilekçesinde proje sanki jeotermal enerji santrali projesi gibi değerlendirilerek iddialarda bulunulduğu, oysaki projenin Jeotermal Kaynak Arama projesi olduğu, proje kapsamında açılması planlanan sondajdan (NCG) yoğunlaştırılamayan gazların çıkışının söz konusu olmadığı, projenin inşaat ve işletme aşamasında alıcı ortama herhangi bir akışkan deşarjı ve gaz salınımı olmayacağı, dolayısıyla jeotermal sondaj kuyusunun çevreye ve insan sağlığına olumsuz bir etkisnin söz konusu olmayacağı, projenin inşaat aşamasında ve işletme aşamasında kuyuların belirtilen koordinatlardan farklı bir noktada açılması, alıcı ortama herhangi bir akışkan deşarjı ve gaz salınımı söz konusu olmayacağı, tüm safhalarında başta Aydın Valili Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğünden, Aydın Yatırım İzleme Koordinasyon Başkanlığı Doğal Kaynaklar Ruhsat ve Kültür Varlıkları Müdürlüğünden ve ilgili tüm kurumlardan gerekli izinler alınmakta ve tüm faaliyetler aynı kurumlarca sıkı bir şekilde denetlenmekte olduğu, ÇED sürecinin mevzuata uygun yürütüldüğü belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
MÜDAHİL DİLEKÇESİ ÖZETİ: Proje tanıtım dosyasında ve eklerinde yer alan haritalarda HB-34 kuyusunun Aydın İli, Germencik İlçesi, Çamköy Mahallesi, 142 Ada, 41 Parselde ve bu parsel içerisinde Y:552275.06 X:4197396.55 (ED50 6 derece) koordinatında açılacağının belirtildiği ve tüm kurum görüşlerinin söz konusu parsel için alındığı, HB-34 kuyusu 142 Ada, 41 Parselde ve bu parsel içerisinde Y:552275.06 X:4197396.55 (ED50 6 derece) koordinatında açıldığı, dosyada yer alan koordinat tablosunda HB-34 kuyu koordinatının ise sehven Y:555275.06 X:4197396.55 olarak girildiği, kuyunun Y koordinatında 552… yerine 555… yazıldığı, koordinat tablosunda kuyu koordinatının sehven yanlış girildiği fakat Proje Tanıtım Dosyasının tamamında ve eklerinde kuyunun Çamköy Mahallesi, 142 Ada, 41 Parselde açılacağının belirtildiği ve dosya ve eklerinde yer alan haritalarda koordinat bilgilerinin doğru olduğu, dava konusu HB -34 sondaj arama kuyusu , ÇED belgesinde belirtilen Çamköy Mahallesi, 142 Ada, 41 Parselde açıldığı, ÇED sürecinde de çevresel etkiler bu parselin baz alınarak değerlendirildiği, sehven yapılan yanlışlığa dair düzeltmenin yapılmış olduğu, HB-34 sondaj kuyu koordinatının düzeltilmiş halinin (Y:552275.06 X:4197396.55) ve proje için koordinat listesinin bahse konu yazının ekinde gönderildiği ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Aydın 2. İdare Mahkemesi’nce, duruşma için önceden belirlenen 08/01/2026 tarihinde, davacılar vekili Av. Akın Yakan, davalı idare vekili Av. …. …. ile müdahil şirket vekili Av….. …..’in katılımıyla usulüne uygun olarak yapılan açık duruşma neticesinde, dava dosyası incelenmek suretiyle esas hakkında işin gereği görüşüldü:
Dava; Aydın ili Germencik ilçesi Çamköy Mahallesi, 142 Ada, 41 Parsel (Alan: 27.015.70 m2) mevkiindeki …….. San. ve Tic. A.Ş. tarafından yapılması planlanan Jeotermal Kaynak Arama Sondajı HB-34 Kuyusu (İşlelme Ruhsat No: J-552) projesi ile ilgili olarak ÇED Yönetmeliği’nin 17. Maddesi gereğince 07/05/2025 tarihli ‘Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir’ kararının iptali istemiyle açılmıştır.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 17. maddesinde, herkesin, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğu, 56. maddesinde ise; herkesin, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğu, çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemenin Devletin ve vatandaşların ödevi olduğu belirtilmiştir.
2872 sayılı Çevre Kanunu’nun, ”Amaç” başlıklı 1. maddesinde; ”Bu Kanunun amacı, bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlamaktır.” hükmüne, “Kirletme yasağı” başlıklı 8. maddesinde; “Her türlü atık ve artığı, çevreye zarar verecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermek, depolamak, taşımak, uzaklaştırmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmak yasaktır. Kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumlarda ilgililer kirlenmeyi önlemekle; kirlenmenin meydana geldiği hallerde kirleten, kirlenmeyi durdurmak, kirlenmenin etkilerini gidermek veya azaltmak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdürler.” hükmüne, “Çevresel etki değerlendirilmesi” başlıklı 10. maddesinde; ”Gerçekleştirmeyi plânladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açabilecek kurum, kuruluş ve işletmeler, Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu veya proje tanıtım dosyası hazırlamakla yükümlüdürler. Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı veya Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili onay, izin, teşvik, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez; proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Çevresel Etki Değerlendirmesine tâbi projeler ve Stratejik Çevresel Değerlendirmeye tâbi plân ve programlar ve konuya ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmeliklerle belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir.
Davaya konu proje için karar alınması için başvuru yapıldığı tarihte yürürlükte olan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliğinin 4. maddesinde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir Kararı: Seçme Eleme Kriterlerine Tabi Projeler hakkında yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı, Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu Kararı: Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu hakkında Komisyon tarafından yapılan değerlendirmeler dikkate alınarak, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkilerinin, alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olduğunun belirlenmesi üzerine projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca görülmediğini belirten Bakanlık kararı olarak tanımlanmış, 6. maddesinde; “(1) Bu Yönetmelik kapsamındaki bir projeyi gerçekleştirmeyi planlayan gerçek veya tüzel kişiler; Çevresel Etki Değerlendirmesine tabi projeleri için; ÇED Başvuru Dosyasını, ÇED Raporunu, Seçme Eleme Kriterleri uygulanacak projeler için ise Proje Tanıtım Dosyasını, Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşlara hazırlatmak, ilgili makama sunulmasını sağlamak ve proje kapsamında verdikleri taahhütlere uymakla yükümlüdürler. (2) Kamu kurum/kuruluşları, bu Yönetmelik hükümlerinin yerine getirilmesi sürecinde proje sahiplerinin veya Bakanlıkça yeterlik verilmiş kurum/kuruluşların isteyeceği konuya ilişkin her türlü bilgi, doküman ve görüşü vermekle yükümlüdürler. (3) (Değişik:RG-26/5/2017-30077) Bu Yönetmeliğe tabi projeler için “Çevresel Etki Değerlendirmesi Olumlu” kararı veya “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararı alınmadıkça bu projelerle ilgili teşvik, onay, izin, yapı ve kullanım ruhsatı verilemez, proje için yatırıma başlanamaz ve ihale edilemez. Ancak bu durum söz konusu teşvik, onay, izin ve ruhsat süreçlerine başvurulmasına engel teşkil etmez. (4) Bu Yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır.” kuralına, 15. maddesinde; “(1) Bu Yönetmeliğin; a) Ek-2 listesinde yer alan projeler, b) Kapsam dışı değerlendirilen projelere ilişkin kapasite artırımı ve/veya genişletilmesinin planlanması halinde, mevcut proje kapasitesi ve kapasite artışları toplamı ile birlikte projenin yeni kapasitesi ek-2 listesinde belirtilen projeler, seçme, eleme kriterlerine tabidir.” kuralına yer verilmiştir.
Öte yandan, söz konusu “Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği”nin Ek-1 listesinin 44. maddesinde; “Jeotermal kaynağın çıkartılması ve kullanılması, (Isıl kapasitesi 20 MWe ve üzeri)” kuralı, Ek-2 listesinin 43. maddesinde; “Jeotermal kaynağın çıkartılması ve kullanılması, (Isıl gücü 5 MWe ve üzeri)” kuralı, Ek-2 listesinin Seçme-Eleme Kriterleri Uygulanacak Projeler Listesinin 55. maddesinde ise; maden, petrol ve jeotermal kaynak arama projeleri, (Sismik, elektrik, manyetik, elektromanyetik, jeofizik vb. yöntemle yapılan aramalar hariç) seçme-eleme kriterine tabi tutularak bu projeler için sunulan Proje Tanıtım Dosyası üzerinden ÇED raporu hazırlanmasına gerek olup olmadığına karar verilebileceği düzenlenmiştir.
EK-IV bölümünde ise Proje Tanıtım Dosyasının Hazırlanmasında Esas Alınacak Seçme Eleme Kriterleri belirtilmiş, 1. Projenin Özellikleri kısmında: a) Projenin ve yerin alternatiflerinin (proje teknolojisinin ve proje alanının seçilme nedenlerinin), b) Projenin iş akım şemasının, kapasitesinin, kapladığı alanın, teknolojisinin, çalışacak personel sayısının, c) Doğal kaynakların kullanımının (arazi kullanımı, su kullanımı, kullanılan enerji türü vb.), ç) Atık miktarının (katı, sıvı, gaz ve benzeri) ve atıkların kimyasal, fiziksel ve biyolojik özelliklerinin, d) Kullanılan teknoloji ve malzemelerden kaynaklanabilecek kaza riskinin, 2. Proje Yeri ve Etki Alanının Mevcut Çevresel Özellikleri kısmında: a) Mevcut Arazi Kullanımı ve kalitesi (tarım alanı, orman alanı, planlı alan, su yüzeyi ve benzeri), Ek-V’deki Duyarlı Yöreler Listesi dikkate alınarak korunması gereken alanlar, 3. kısmında; Projenin İnşaat ve İşletme Aşamasında Çevresel Etkileri ve Alınacak Önlemler ile Notlar ve Kaynakların, Ekler kısmında ise: 1- Proje için seçilen yerin koordinatlarının, 2- Proje alanı ve yakın çevresinin mevcut arazi kullanımını değerlendirmek için; yerleşim alanlarının, ulaşım ağlarının, enerji nakil hatlarının, mevcut tesislerin ve ek-5’de yer alan Duyarlı Yöreler Listesinde belirtilen diğer alanların (proje alanı ve yakın çevresinde bulunması halinde) yerlerine ilişkin verileri gösterir bilgiler 1/25.000 ölçekli halihazır harita (çevre düzeni planı, nazım, uygulama imar planı, vaziyet planı veya plan değişikliği teklifleri, topografik harita) üzerine işlenerek kısaca açıklanmasının, jeoloji haritasının ve depremselliğin belirtilmesi gerektiği şeklinde düzenlemelere yer verilmiştir.
3573 Sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun’un 20.maddesinde; “Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez. Bu alanlarda yapılacak zeytinyağı fabrikaları ile küçük ölçekli tarımsal sanayi işletmeleri yapımı ve işletilmesi Tarım ve Köyişleri Bakanlığının iznine bağlıdır.” denilmektedir.
Dava dosyasının incelenmesinden, Aydın ili Germencik ilçesi Çamköy Mahallesi, 142 Ada, 41 Parsel (Alan: 27.015.70 m2) mevkiindeki ………….San. ve Tic. A.Ş. tarafından yapılması planlanan Jeotermal Kaynak Arama Sondajı HB-34 Kuyusu (İşletme Ruhsat No: J-552) projesi ile ilgili olarak proje tanıtım dosyasının davalı idareye sunularak Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği kapsamında değerlendirilmesinin istenildiği, davalı idare tarafından ilgili kurumlardan görüş alınmak suretiyle, Aydın Valiliği tarafından 07/05/2025 tarihli “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararının verildiği ve kararın iptali istemi ile görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Buna göre, uyuşmazlığın çözümü, davaya konu projenin ÇED sürecine dahil edilmesi gerekip gerekmediği, projenin çevre üzerindeki muhtemel olumsuz etkileri, bu etkilerin alınacak önlemler sonucu ilgili mevzuat ve bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeylerde olup olmadığı ve projenin gerçekleşmesinde çevre açısından sakınca olup olmadığının tespit için söz konusu tespit teknik bilgi ve birden çok uzmanlık alanını ilgilendirdiğinden, Ziraat Mühendisi, Çevre Mühendisi, Jeoloji/Hidrojeoloji Mühendisi, Jeofizik Mühendisi ve Biyolog eşliğinde 08/09/2025 tarihinde mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup, yapılan keşif sonucunda düzenlenen ve 27/10/2025 tarihinde dosya içeriğine sunulan bilirkişi raporunda özetle Biyolojik açıdan; ….Nihai PTD’nin Flora ve Fauna listeleri eksik, yetersiz ve yanlış olup, proje sahasının özelliklerini tam olarak yansıtmamaktadır. Bu eksiklikler dava konusu projenin ekoloji ve çevre (Bitki, botanik, flora, fauna) açısından olumsuz etkiler oluşturacaktır. Bu olumsuz etkilerinin ortadan kalkabilmesi için Proje sahası ve çevresinin konunun uzmanları tarafından ayrıntılı bir şekilde çalışılması ve bu bilgilerin Nihai Proje Tanıtım Dosyasında ya da uzmanlar eşliğinde yeniden hazırlanacak Ekosistem Değerlendirme Raporunda belirtilmesi gerekmektedir. Jeoloji / Hidrojeoloji Mühendisliği açısından; Mahkeme Heyetine gösterilen dava konusu HB-34 numaralı Jeotermal Arama Sondajına ait koordinatların, Nihai PTD’de belirtilen koordinatlarında olmadığı belirlenmiştir. Nihai PTD’de HB-34 nolu kuyu için yazılan koordinat değerinin, sahadaki HB-34 nolu kuyunun 2984 m doğusunda olduğu görülmüştür. Bundan dolayı dava konusu projenin Nihai PTD’de verilen koordinatlarına uygun projelendirilmediği tespit edilmiştir. Keşiften sonra davalılar tarafından mahkemeye sunulan “Yeni Koordinat değerleri” her ne kadar doğru olsa da; hazırlanan proje tanıtım dosyasında eksiklik ve yetersiz incelemeler bulunması nedeniyle davaya konu projenin yürütülmesinin sakıncalı olacağı kanaatine varılmıştır. Jeofizik Mühendisliği açısından;
Davaya konu olan HB-34 kaynak üretim sondaj kuyusunun bulunduğu alanda deprem tehlikesi yüksektir. Zemin ayrılmamış karasal kırıntılılardan oluşmakta ve ZC orta sıkı özelliktedir. Sondaj kuyusu deprem üretecek İncirliova fayına 2 km uzaklıkta olup, sahası ve etki alanıyla yakın çevresi deprem bölgesinde yer almaktadır. Sahada ivme değeri yüksek olması nedeniyle yapılara gelecek deprem yükü fazla olacağından gerekli önlemlerin alınması gerekir. Üst yapı yüksekliğinin düşük olması bir avantajdır. Kaynak borularının zeminde yer değiştirme düzeyine bağlı olarak güvenli hale getirilmesi gerekir. HB-33 kuyusu için kullanılan boru hattının HB-34’den çıkarılacak kaynak için de kullanılıp kullanılmayacağı belirsizdir. Kapasite artışı durumunda deprem anında artan basınç boru hattında hasara neden olabilir. Ayrıca nihai ÇED raporu HB-33 kuyusu için alınmıştır. HB- 34 bu ÇED dayanak oluşturularak açılmıştır. Nihai ÇED raporunda HB-34 nolu kuyu için yazılan koordinat değerinin sahada tespit edilen koordinat ile örtüşmediği görülmektedir. İlave olarak yapısal olmayan risklere karşıda önlem alınmalıdır. Bunun için riskler belirlenmesi ve zayıf olan taraflar güçlendirilerek kuyuların ve kaynak borularının depreme dayanıklı hale getirilmesi gerekir. Ziraat Mühendisliği açısından; Germencik ilçesi Çamköy Mahallesi’nde planlanan HB-34 jeotermal arama sondajı faaliyetinin, mevcut proje tanıtım dosyasında yer alan veriler açısından çeşitli teknik ve idari eksiklikler barındırdığı tespit edilmiştir. Proje alanı tarım arazisi niteliğinde olup, incir bahçesi vasfı taşımaktadır. Ayrıca proje sahasına bitişik parselde zeytinlik alan bulunmakta, bu durum 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı Kanunu kapsamında korunması gereken alanlarla doğrudan bir temas anlamına gelmektedir. Dosyada belirtilen kurum görüşü HB-33 numaralı kuyuya ait olup, dava konusu HB-34 kuyusuna ilişkin herhangi bir resmi izin veya değerlendirme yazısı mevcut değildir. Bu durum, mevzuat açısından projenin hukuki ve idari yönünü zayıflatmaktadır. Germencik bölgesi hâlihazırda çok sayıda jeotermal enerji santraline ev sahipliği yapmakta olup, yeni sondaj faaliyetleri bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim üzerinde ilave baskı oluşturma potansiyeline sahiptir. Tarım arazilerinin enerji üretim amacıyla dönüşümü, toprak koruma ve sürdürülebilir tarım ilkeleriyle çelişmektedir. Bu nedenlerle, mevcut haliyle projenin uygulanmasının çevresel ve tarımsal riskler doğuracağı, teknik ve yasal açıdan tamamlayıcı değerlendirmeler yapılmadan faaliyete başlanmaması gerektiği kanaatine varılmıştır. Çevre Mühendisliği (Çevresel Etkiler) açısından; Yapılması planlanan projenin, ÇED yönetmenliği Ek-II listesi kapsamında “Çevresel Etkileri Ön İnceleme Ve Değerlendirmeye Tabi Projeler” arasında yer aldığı, Nihai PTD’nin “Proje Tanıtım Dosyası Genel Formatı”na uygun olarak hazırlandığı, proje alanı ve çevresine ilişkin çevresel etkilere ve alınacak önlemlere yer verildiği, bu önlemlerin bilimsel esaslara göre kabul edilebilir düzeyde olduğu ve teknik olarak uygulanabilir olduğu, çevresel etkilere karşı alınması planlanan ve taahhüt edilen hususların yerine getirilmesi durumunda insan ve çevre sağlığı açısından tehlike oluşturmayacağı ve dolayısıyla hazırlanan Nihai PTD’nin yeterli olduğu kanaatine varılmıştır.
Sonuç Olarak; Aydın ili Germencik İlçesi, Çamköy Mahallesi, 142 Ada, 41 Parsel mevkiinde ………. San. ve Tic. A.Ş. tarafından yapılması planlanan Jeotermal Kaynak Arama Sondajı HB-34 Kuyusu (İşletme Ruhsat No: 1-552) projesi ile ilgili olarak ÇED Yönetmeliği’nin 17. Maddesi gereğince Jeotermal Kaynak Arama Sondajı HB- 34 Kuyusu (İşletme Ruhsat No: J-552) projesi için 07/05/2025 tarihli “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararının biyoloji uzmanlığı, Jeoloji / Hidrojeoloji Mühendisliği, Jeofizik Mühendisliği ve Ziraat Mühendisliği açısından uygun olmadığı, Çevre Mühendisliği açısından ise uygun olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır.” şeklinde tespitlere yer verilmiştir.
Taraflara tebliğ edilen bilirkişi raporuna davalı idare ile müdahil şirket tarafından itiraz edildiği görülmekle birlikte anılan itirazların bilirkişi raporunu kusurlandıracak nitelikte olmadığı, bilirkişi raporunun hükme esas alınabilir yeterlilikte olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Uyuşmazlık konusu olayda; dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunda yer alan tespit ve açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, projede çevresel etkilere karşı alınması planlanan ve taahhüt edilen hususlar yerine getirildiğinde insan ve çevre sağlığı açısından tehlike oluşturmayacağı anlaşılmakta ise de davaya konu alan ve çevresinde Proje Tanıtım Dosyasında verilenden çok fazla sayıda bitki türü ve endemik türler bulunduğu, tanıtım dosyasında bu türlerle ilgili bilgi ve koruma tedbirinin nasıl olacağına dair açıklama yapılmadığı, dava konusu HB-34 numaralı jeotermal arama sondajına ait koordinatların nihai Proje Tanıtım Dosyasında belirtilen koordinatlarda olmadığı, proje sahasına bitişik parselde zeytinlik alan bulunduğu, Germencik bölgesinde hâlihazırda çok sayıda jeotermal enerji santralinin bulunması nedeniyle yeni sondaj faaliyetlerinin bölgedeki ekolojik denge ve tarımsal üretim üzerinde ilave baskı oluşturabileceği de dikkate alındığında, Proje Tanıtım Dosyasının farklı koordinatlara ilişkin bililere yer verilerek hazırlandığı bu nedenle eksik, yetersiz ve sahanın özelliklerini tam olarak yansıtır nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, sondaj yöntemiyle jeotermal kaynak arama faaliyeti projesinin Proje Tanıtım Dosyasında işlemi sakatlar mahiyette birçok eksikliğin bulunduğu, gerek tespit edilen bu eksiklikler gerekse faaliyetin bilirkişi raporu ile tespit edilen ve yukarıda özetlenen olası etkileri dikkate alındığında, eksik inceleme ve değerlendirmeye dayalı olarak tesis edilen söz konusu Aydın Valiliği’nce verilen “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararında hukuka ve mevzuata uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü yapılan 42.084,70-TL yargılama giderinden resmi olarak hazineden karşılanan 35.000,00-TL hariç kalan 7.084,70-TL yargılama gideri ile Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen 40.000,00-TL avukatlık ücretinin davalı idare tarafından davacılara ödenmesine, hazineden karşılanan 35.000,00-TL bilirkişi ve keşif yol ücretinin davalı idare üzerinde bırakılarak karar kesinleştiğinde tahsili için ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, davalı yanında müdahil tarafından yapılan ve aşağıda dökümü gösterilen 762,90-TL yargılama giderinin müdahil üzerinde bırakılmasına, müdahil tarafından yatırılmayan 615,40-TL başvuru harcının tahsili için ilgili vergi dairesine müzekkere yazılmasına, artan posta ücretinin talep edilmesi halinde derhal aksi halde kararın kesinleşmesinden sonra Mahkememizce re’sen ilgililerine iadesine, 2577 sayılı Kanunun 20/A-2/g maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (on beş) gün içerisinde Danıştay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 08/01/2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Başkan Üye Üye

