Ders defterine müfredat dışı etkinlik yazan öğretmene, ceza verilemez

Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi, öğretmen olan davacının üyesi olduğu sendikanın aldığı kararlar uyarınca “ders defterine müfredat dışı etkinlik yazma” fiilin sendikal faaliyet kapsamında bir fiil olarak kabulü gerekirken, disiplin cezası verilmesini hukuka aykırı buldu.

Olayda, İlkokulda öğretmen olarak görev yapan davacı, 16.05.2016 tarihinde ders defterine müfredat dışı etkinlik yazdığı iddiasının sübuta erdiğinden bahisle aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmıştır.

İlk derece mahkemesi davayı reddetmiştir.

Gerekçe olarak; “bir ders saatinde resmi dil olan Türkçe dışında müfredatta yer almayan başka bir dilin anlam ve önemini belirtecek şekilde ders işleme” olduğu hususu tartışmasız olduğu hususu belirtilmiştir.

İstinaf mahkemesi ise davacıyı aşağıdaki gerekçelerle haklı bulmuştur:

Davacının üyesi olduğu sendikanın, 21 Şubat günü “Uluslararası Anadili Günü” kararına atıf yapılarak bu günün anlam ve önemi ile ilgili olarak aldığı karar doğrultusunda ve bu kararın kapsam ve sınırları aşılmaksızın mahiyeti ile örtüşecek şekilde 21 Şubat Dünya Anadili Günü nedeniyle bir ders saatinde anadilin anlam ve önemini belirtecek şekilde ders işleme eyleminin;

. Eğitim ve öğretim mevzuatını/müfredatını değiştirme amacı ve niteliği taşımadığı,

. Davacının üyesi olduğu sendikanın tabi olduğu tüzük hükümlerinde de anadilin öneminin savunulacağı hükmüne yer verildiği,

. Yapılan bu eylemin ayırıcı veya ayrıştırıcı bir yönünün de bulunmadığı,

. Bilakis sendikal faaliyet çevresinde bireylere topluluk halinde sosyal ve kültürel amaçlarını geliştirme imkanı sağladığı,

. Sendika hakkını kullanan bireylerin, çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik gibi demokratik toplumun temel ilkelerinin korunmasını sağlayacağı

. Yapılan eylemin, şiddete teşvik etme veya demokratik ilkelerin reddi niteliğinde olmadığı sürece sendikal faaliyet kapsamında değerlendirileceği açıktır.

Karar temyiz yolu kapalı olmak üzere kesinleşmiştir.

GAZİANTEP

BÖLGE İDARE MAHKEMESİ

5. İDARİ DAVA DAİRESİ

ESAS NO: 2019/2951

KARAR NO: 2020/1461

KARAR TARİHİ: 09.09.2020

İSTEMİN ÖZETİ: Diyarbakır 3.İdare Mahkemesi’nce verilen 20/12/2018 tarih ve E:2018/305, K:2018/1728 sayılı kararın dilekçede yazılı nedenlerle ve 2577 sayılı Kanun’un 45. maddesi uyarınca istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması, davanın reddine karar verilmesi istenilmektedir.

SAVUNMANIN ÖZETİ: Savunma dilekçesi verilmemiştir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 5.İdari Dava Dairesi’nce 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45.maddesi uyarınca dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:

Dava, Diyarbakır ili, Bağlar ilçesi, .. İlkokulu’nda öğretmen olarak görev yapan davacının, 16.05.2016 tarihinde ders defterine müfredat dışı etkinlik yazdığı iddiasının sübuta erdiğinden bahisle 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/1.C maddesinin (a) bendi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasına dair 20.02.2017 tarihli işleme yapmış olduğu itirazın reddine ilişkin 11.10.2017 tarih ve 2017/168 sayılı İl Milli Eğitim Disiplin Kurulu Kararının iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılmıştır.

İdare Mahkemesi’nce davacının eyleminin, üyesi bulunduğu sendikanın aldığı karar doğrultusunda 22/02/2016 tarihinde “bir ders saatinde resmi dil olan Türkçe dışında müfredatta yer almayan başka bir dilin anlam ve önemini belirtecek şekilde ders işleme” olduğu hususu tartışmasız olup, kamu görevlilerinin ekonomik, sosyal ve mesleki hak ve menfaatlerinin ve bu kapsamda özlük ve parasal haklarının, çalışma koşullarının korunması, iyileştirilmesi ve geliştirilmesi amacını taşımayan söz konusu eylemin, mevzuata ve kurumca belirlenen usul ve esaslara aykırı olarak gerçekleştirildiği, bu durumda, “sınıf/ders defterine müfredat dışı kazanım yazma” eyleminin diğer bir demokratik ve Anayasal hak olan eğitim hakkının engellenmesi sonucunu doğuracağı da nazara alındığında; davacı hakkında tesis edilen dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı; kamu görevlilerinin, sendikalarının aldığı kararlar doğrultusunda toplu eylem hakkına sahip olduklarının uluslararası sözleşmelerde, Anayasa ve mahkeme kararlarında hiçbir tereddüde yer bırakmayacak şekilde tanındığını, bu konuda çok sayıda AİHM, Anayasa Mahkemesi, Danıştay ve idari yargı kararı bulunduğunu, sendikal faaliyetlerin, iç hukuk ve uluslararası hukukta güvence altına alınan demokratik haklardan olduğunu, üyesi olduğu … Sendikası Tüzüğü’nün 2. maddesinde de; “Evrensel değerleri gözeten ve yerel farklılıkları zenginlik olarak kabul eden bir emek örgütü olarak savaşsız ve sömürüsüz bir dünya hedefiyle ülkemizde ve dünyada her türlü baskıcı yönetime karşı demokrasi ve dayanışma kültürünü” ve “İnsan hakları ve temel özgürlüklerin bütünlüğü içinde, din, dil, ırk, cinsiyet, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği, siyasal düşünce farkı gözetmeksizin bütün üyelerinin ekonomik, demokratik, akademik, sosyal, kültürel, hukuksal, siyasal, mesleki özlük hak ve çıkarlarını koruyup geliştirmeyi, üyelerine insanca bir yaşam düzeyi sağlamayı” savunmanın sendikanın amaçları arasında sayıldığını, disiplin cezasına konu sınıf/ders defterine müfredat dışı kazanım yazma eyleminin bu çerçevede sendika üyelerinin, sendikanın tüzüğü gereği ve yetkili organlarca alınan karar gereği sendikal faaliyet kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ileri sürmekte ve kararın istinaf yoluyla incelenerek kaldırılması ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmesini istemektedir.

657 sayılı Kanun’un 125/1.C-a maddesinde; ”Kasıtlı olarak; verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçleri korumamak, bakımını yapmamak, hor kullanmak,” fiili aylıktan kesme cezasını gerektiren fiil ve haller arasında sayılmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Temel Hak ve Ödevler” başlıklı 2. Kısmı’nın “Sosyal ve Ekonomik Hak ve Ödevler” başlıklı 3. bölümünde yer alan “Sendika Kurma Hakkı” başlıklı 51. maddesinin 1. fıkrasında; çalışanlar ve işverenlerin, üyelerinin çalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak ve geliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma, bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahip olduğu,

4. fıkrasında; işçi niteliği taşımayan kamu görevlilerinin bu alandaki haklarının kapsam, istisna ve sınırlarının, gördükleri hizmetin niteliğine uygun olarak kanunla düzenleneceği hükmüne,

90. maddesinin son fıkrasında ise; usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmaların kanun hükmünde olduğu, bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamayacağı, usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümlerinin esas alınacağı belirtilmiştir.

Yukarıda yer verilen Anayasa’nın 51/4. maddesi gereğince yürürlüğe giren 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu’nun 18. maddesinde; “Kamu görevlileri, iş saatleri dışında veya işverenin izni ile iş saatleri içinde sendika ve konfederasyonların bu kanunda belirtilen faaliyetlerine katılmalarından dolayı farklı bir işleme tabi tutulamaz ve görevlerine son verilemez. Kamu işvereni kamu görevlileri arasında sendika üyesi olmaları veya olmamaları nedeniyle bir ayrım yapamaz.” hükmü, “Sendika ve Konfederasyonların Yetki ve Faaliyetleri” başlıklı 19. maddesinin 2. Fıkrasında; “Sendika ve konfederasyonların kuruluş amaçları doğrultusunda;

a) Genel olarak kamu personelinin hak ve ödevleri, çalışma koşulları, yükümlülükleri, iş güvenlikleri ile sağlık koşullarının geliştirilmesi konularında görüş bildirmek ve toplu görüşme sonucunda anlaşmaya varılan mutabakat metinlerinin uygulanmasını izlemek üzere idari kurullara üyeleri arasında temsilciler göndermek,

b) Devlet personel mevzuatında kamu görevlilerinin temsilini öngören çeşitli kurullara temsilci göndermek,

c) Verimlilik araştırmaları yapmak, sonuçlarla ilgili raporlar düzenlemek, önerilerde bulunmak ve işverenlerle bu konularda ortak çalışmalar yapmak,

d) Üyelerin mesleki yeterliliklerinin artırılması ve sorunlarının çözülmesi ile sendikal faaliyetlerinin geliştirilmesine yönelik kurs, seminer ve sosyal amaçlı toplantılar düzenlemek, bilimsel çalışmalar yapmak ve yayınlarda bulunmak,

e) Üyelerin ortak ekonomik ve sosyal hak ve menfaatleri ile personel hukukunu ilgilendiren konularda ilgili kurumlara ve yetkili makamlara sunulmak üzere çalışmalar yapmak ve öneriler getirmek,

f) Üyelerin idare ile ilgili doğacak ihtilaflarında, ortak hak ve menfaatlerinin izlenmesinde veya hukuki yardım gerekliliğinin ortaya çıkması durumunda üyelerini veya mirasçılarını, her düzeyde ve derecedeki yönetim ve yargı organları önünde temsil etmek veya ettirmek, dava açmak ve bu nedenle açılan davalarda taraf olmak,

g) Üyeleri ve ailelerinin yararlanmaları için hizmet amacıyla, eğitim ve sağlık tesisleri, dinlenme yerleri, spor alanları ve benzeri yerler ile kitaplık, kreş, yuva ve huzur evleri, yardımlaşma sandıkları kurmak ve yönetmek ile herhangi bir bağışta bulunmamak kaydı ile üyeleri için kooperatifler kurulmasına yardım etmek ve nakit mevcudunun yüzde onundan fazla olmamak kaydıyla bu kooperatiflere kredi vermek,

h) Yangın, su baskını, deprem gibi tabii afetlerin vukuunda, gerektiğinde üyelik şartı aranmaksızın nakit mevcudunun yüzde onunu aşmamak kaydıyla afete uğrayan bölgelerde konut, sağlık ve eğitim tesisleri yapmak ve bu amaçla kamu kurum ve kuruluşlarına ayni ve nakdi yardımda bulunmak.” hükmü, ”Yasaklar” başlıklı 20. maddesinde ise; “Bu Kanuna göre kurulan sendika ve konfederasyonların yönetim ve işleyişleri Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerine ve demokratik esaslara aykırı olamaz. Sendika ve konfederasyonlar kamu makamlarından maddi yardım kabul edemez, siyasi partilerden maddi yardım alamaz ve onlara maddi yardımda bulunamazlar. Sendika ve konfederasyonlar siyasi partilerin kuruluşu içinde yer alamazlar; siyasi partilerin ad, amblem, rumuz veya işaretlerini kullanamazlar. Sendika ve konfederasyonlar ticaretle uğraşamazlar.” hükümlerine yer verilmiştir.

… Sendikası Tüzüğü’nün ”Sendikanın Amaçları” başlıklı 2. maddesinin(c) bendinde; ”Toplumun bütün bireylerinin, temel insan hakları ve özgürlükleri doğrultusunda, herkesin kendi anadilinde, cins ayrımcı olmayan, eşit demokratik, laik, bilimsel, parasız ve kamusal nitelikli eğitim görmesini savunur.” düzenlemesine yer verilmiştir.

Dava dosyasının incelenmesinden; 21 Şubat Dünya Anadil Günü dolayısıyla … Sendikası Yürütme Kurulu tarafından 21 Şubat Uluslararası Dünya Anadil Günü kapsamında; haftaya yayılan panel, forum, yürüyüş, basın açıklamaları, şubelerin belirleyeceği yer, saat ve biçimde ders işleme gibi eylem ve etkinliklerin yapılması, 22/02/2016 tarihinde kokartların takılması, afişlerin asılması ve öğretmenlerin, derslerinin bir bölümünde öğrencilerin konuştuğu dillerde, lehçelerde veya ağızlarda selam vermesi, diyaloglar yaşaması, anadilde anadilin önemini vurgulayan bir ders işlemesi ve ders defterinin buna uygun olarak doldurulması yönünde 19/02/2016 tarih ve 19 sayılı kararın alındığı, söz konusu karar uyarınca … Sendikası Diyarbakır 1 No’lu Şubesince 17/02/2016 tarih ve 523 sayılı karar ile 22/02/2016 tarihinde iş yerlerinde 3. ders saatinde bütün üyeler tarafından kendi anadillerinde anadili tarihçesinin anlatılarak ve ders defterine işlenmesine ve Diyarbakır 2 No’lu Şubesince de 19/02/2016 tarih ve 22 sayılı karar ile anılan tarihte Genel Merkezin kararına istinaden Diyarbakır ilinde 3. ders saatinde anadilin önemini anlatan Kürtçe (Dımılı ve Kurmanci) anadil dersinin işlenerek ders defterine yazılmasına karar verildiği, davacının mezkur sendika kararları doğrultusunda 3. ders saatinde anadilin önemini anlatarak ders defterine müfredat dışı kazanım yazdığı, isnat edilen eylem hakkında Diyarbakır Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü Hukuk İşleri Şube Müdürlüğü tarafından 08/03/2016 tarih ve 2737889 sayılı işlem ile inceleme başlatıldığı ve 11/03/2016 tarih ve 2905575 sayılı Valilik oluru ile konu hakkında soruşturma yapmak üzere müfettiş görevlendirildiği, yapılan disiplin soruşturması sonucunda düzenlenen 07/07/2017 tarih ve 663.07/99 sayılı raporda özetle; Uluslararası Çalışma Örgütünün (ILO) 87 sayılı Sendika Özgürlüğüne ve Örgütlenme Hakkının Korunmasına İlişkin Sözleşmesi, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 7. ve 8. maddeleri, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu, 1999/44, 2003/37 ve 2005/14 sayılı Başbakanlık Genelgeleri, Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğünün 29/01/2010 tarihli yazısı, … Sendikası Tüzüğü’nün sendikanın amaçlarını düzenleyen 2/C maddesi, 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun ilgili hükümleri ile Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim ve Öğretim Çalışmalarının Planlı Yürütülmesine İlişkin Yönerge’nin 12. maddesinin 3. fıkrasında yer alan; “Öğretmen kılavuz kitabı bulunan derslerde, kılavuz kitap, ders planı yerine kullanılır. Öğretmenin ihtiyaç duyması halinde, okulun şartlarına göre kılavuz kitaplarda yer alan planların dışında da öğretim programına uygun ders planı hazırlanıp uygulanabilir. Ders defterine uygulanan etkinliğin adı veya etkinliğin ilgili olduğu kazanım yazılır.” hükümlerine uygun hareket edilmeyerek, dersin programına göre işlenip ders defterinin de program dahilinde doldurulması gerekirken doldurulmadığı, öğretmenlerin uyması gereken kanun, yönerge ve terbiye kurulu kararları doğrultusunda ders programlarına uygun olarak ders işlemeleri gerekirken, … Sendikası Genel Merkezinin almış olduğu 19/02/2016 tarih ve 19 sayılı karar ile Diyarbakır 1, 2 ve 3 No’lu Şube Yürütme Kurullarının aldığı kararlar doğrultusunda hareket edilerek anılan yükümlülüklerin yerine getirilmediğinin anlaşıldığı, eylemin mevzuata uygun olmadığı ve öğrencilerin eğitim-öğretim faaliyetlerini protesto eder nitelikte olduğundan bahisle sendikal faaliyet kapsamında değerlendirilemeyeceğinin belirtildiği, söz konusu rapor ile getirilen teklife istinaden davacının 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/1.C-a maddesi uyarınca 1/30 oranında aylıktan kesme cezasıyla tecziyesine karar verilmesi üzerine de istinafa konu bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Uyuşmazlıkta; davacının üyesi olduğu sendikanın, Türkiye’nin de üyeleri arasında yer aldığı Birleşmiş Milletler Teşkilatına bağlı bir kuruluş olan UNESCO Genel Kurulunun 1999 yılında aldığı karar sonrası kutlanmaya başlanan 21 Şubat günü “Uluslararası Anadili Günü” kararına atıf yapılarak bu günün anlam ve önemi ile ilgili olarak aldığı karar doğrultusunda ve bu kararın kapsam ve sınırları aşılmaksızın mahiyeti ile örtüşecek şekilde 21 Şubat Dünya Anadili Günü nedeniyle bir ders saatinde anadilin anlam ve önemini belirtecek şekilde ders işleme eyleminin, eğitim ve öğretim mevzuatını/müfredatını değiştirme amacı ve niteliği taşımadığı, davacının üyesi olduğu sendikanın tabi olduğu tüzük hükümlerinde de anadilin öneminin savunulacağı hükmüne yer verildiği, yapılan bu eylemin ayırıcı veya ayrıştırıcı bir yönünün de bulunmadığı, bilakis sendikal faaliyet çevresinde bireylere topluluk halinde sosyal ve kültürel amaçlarını geliştirme imkanı sağladığı, sendika hakkını kullanan bireylerin, çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik gibi demokratik toplumun temel ilkelerinin korunmasını sağlayacağı ve yapılan eylemin, şiddete teşvik etme veya demokratik ilkelerin reddi niteliğinde olmadığı sürece sendikal faaliyet kapsamında değerlendirileceği açıktır.

Bu durumda, üyesi olduğu sendikanın aldığı kararlar uyarınca gerçekleşen bu fiilin sendikal faaliyet kapsamında bir fiil olarak kabulü gerekirken, aksi yönde düşünce ve değerlendirmeyle, üzerine atılı fiilin disiplin suçu teşkil edip anılan disiplin cezasına karşılık geldiği gerekçesiyle davacının 1/30 oranında aylıktan kesme cezası ile tecziyesine yönelik dava konusu işlemde hukuka ve mevzuata uyarlık, davanın reddine yönelik istinafa konu mahkeme kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Öte yandan, Anayasanın 125.maddesi uyarınca, hukuka aykırı işlem nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının dava açma tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerekmektedir.

Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile Diyarbakır 3.İdare Mahkemesi’nce verilen 20/12/2018 tarih ve E:2018/305, K:2018/1728 sayılı kararın kaldırılmasına, dava konusu işlemin iptaline, tazminat isteminin kabulü ile işlem nedeniyle davacının maaşından yapılan kesintinin kesinti tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine, aşağıda dökümü yapılan toplam 162,00.-TL yargılama ve 190,80.-TL istinaf gideri ile kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 1.700,00.-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, yargılama ve istinaf posta gideri için tahsil edilen paranın kullanılmayan kısmının talep edilmemesi halinde ilgilisine iade edilmesine, 09/09/2020 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Kaynak:Memurlar.net

Bir Cevap Yazın