Müdafinin celse öncesi istifa etmesi durumunda resen müdafi tayin edilmeden karar verilmesi savunma hakkının kısıtlanmasıdır

Seçtiği müdafi celse öncesi istifa eden sanığa yargılandığı yağma suçunun cezası itibariyle resen bir müdafi atanmaksızın, duruşmada müdafi yokluğunda mahkumiyet hükmü kurulması (CMK.150/3,188/1, 289/1-e,216/2) savunma hakkının kısıtlanmasıdır.

T.C.

Yargıtay

6. Ceza Dairesi        

2020/658 E.  ,  2021/9693 K.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Suç örgütü kurup yönetmek ve üye olmak, nitelikli yağma, tefecilik
HÜKÜMLER : Beraat, mahkumiyet
TEMYİZ EDENLER : Katılan … vekili, katılan … vekili, sanık …, sanık … müdafii ve sanık … müdafii

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:

Sanık … hakkında tefecilik suçuna yardım etmek suçundan kurulan “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin kararlara karşı itiraz yolu açık olup, katılan hazine vekilinin bu konudaki istemi üzerine, Tarsus 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.10.2016 gün 2016/754 Değişik İş sayılı kararı ile “itirazın reddine” karar verildiği ve itiraz üzerine verilen kararların 5271 sayılı CMK’nın 271/4.maddesi gereğince kesin olduğu anlaşıldığından; katılan hazine vekilinin bu konudaki vaki taleplerinin inceleme dışı bırakılarak,

Sanık … ile sanık … müdafisinin duruşmalı inceleme isteminde bulunmuş iseler de; 01.02.2018 tarihli ve 7079 sayılı Kanunun 94. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunun 299. maddesi gereğince takdiren duruşmasız olarak yapılan incelemede;

I-Sanıklar …, … ve … hakkında, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve üye olmak suçlarından kurulan beraat ve tefecilik suçlarından kurulan mahkumiyet kararlarına karşı katılan … vekilinin; yağma suçundan kurulan mahkumiyet kararlarına karşı katılan hazine vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;

Sanıklar …, … ve … hakkında suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve üye olmak suçlarından kurulan beraat ve tefecilik suçlarından kurulan mahkumiyet kararlarına karşı katılan …’un; yağma suçunundan kurulan mahkumiyet kararına karşı katılan hazinenin doğrudan zarar görmediği ve görme olasılığı da bulunmadığından ve temyiz hakkı sağlamayacağından, … vekilinin ve hazine vekilinin temyiz istemlerinin 5230 sayılı Yasa’nın 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’nın 317. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak REDDİNE,

II-Sanıklar …, … ve … hakkında, suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve üye olmak suçlarından kurulan beraat kararına karşı katılan hazine vekilinin; tefecilik suçundan kurulan mahkumiyet kararına karşı katılan hazine vekili, sanık … ve sanıklar … ve … müdafilerinin; yağma suçundan kurulan mahkumiyet kararlarına karşı katılan … vekili, sanık … ve sanıklar … ve … müdafilerinin temyiz itirazlarının incelemesine gelince;

Sanık …’e yüklenen yağma suçunun gerektirdiği cezanın alt ve üst sınırları bakımından, vekaletnameli avukatı Av. Kerem Döner’ in 21.10.2015 havale tarihinde mahkemeye hitaben gönderdiği dilekçesi ile sanığın vekilliğinden çekildiğini bildirdiği, sanık müdafinin görevden çekilme içeren bu dilekçesinden sonra, sanığa yeni bir avukat atanması gerekir iken; hükmün açıklandığı 13.04.2016 tarihli oturumda, sanığa yeniden atanması gereken müdafi bulundurulmaksızın hükümlülük kararı verilmesi ve esas hakkındaki mütalaaya karşı sanık ve müdafinden diyeceklerinin sorulmaması suretiyle, 5271 sayılı CMK’nın 150/3, 188/1, 289/1-e, 216/2. maddelerine aykırı davranılması ve böylece savunma hakkının kısıtlanması,

Bozmayı gerektirmiş, katılan … vekili, katılan hazine vekili, sanık … ve sanıklar … ve … müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 25.05.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak. hukukihaber.net

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: